Mustafa Kılıç

Mustafa Kılıç
@mstffaklc
Bir ömür daha gerek bu ömürden sonra; çünkü bu ömrümüz sadece umut içinde geçti. [Şirazlı Sadî]
Seksen Günde Dünya Gezisi
Puan vermedi·272 syf.·
2025 5. kitabı
Meşhur macera romanları ve seyahatname tadındaki hikayeleri ile tanınan Jules Verne yaşadığı dönemin teknolojik keşiflerini fantastik kurgularla okuyucuya sunan nadir yazarlardandır. Yazın müktesebatı dikkate alınacak olursa her yeni roman okuyucunun dimağında yeni bir dünyaya açılmayı ve yeni maceraların peşi sıra koşmayı içermekte, okuyucuya hayali seyahatler vadetmektedir. Seksen Günde Dünya Gezisi’ne gelecek olursak, Londra’nın ileri gelen kuruluşlarından Reform-Kulüp’ün tanınmış üyesi Phileas Fogg’un kulüpteki diğer üyelerle seksen günde dünyayı gezeceğine dair iddialaşması üzerine kurgulanmıştır. Akıcı olması ve okuyucuyu çeşitli coğrafyalara götürmesi romanın müspet yanlarını yansıtmaktadır. Eserin menfi eleştirisine gelecek olursak, bir İngiliz beyefendisi olan Fogg’un son derece dakik, ciddi, sözünde duran, dürüst kişiliği hemen her bölümde hususen vurgulanmış; kahramanımızın İngiliz olması hasebiyle de her fırsatta kendisine üstün payeler verilmiştir. Fogg’un Fransız uşağı Passepartout her macerada efendisinin üstün meziyetlerine şahit olmuş ve her fırsatta bunu dile getirmekten geri durmamıştır. İngiliz seviciliği bu medihlerle kalmamış, İngiliz sömürüsü altındaki ülkeler halklarıyla ve gelenekleriyle yerilmiş, kültürel veya dini kültürler gayri insani tutum olarak lanse edilmiştir. Müstemleke statüsündeki toplumların (deneme veya fikir kitabı dışındaki) bir romanda bu denli insafsızca eleştirilmesi ve hatta aşağılanması yazarın ırkçı yansızlığını bertaraf etmiştir. Yazarın okuduğum ilk kitabı olması şahsımda menfi izdüşümlere sebebiyet vermiş, beni sair kitaplarını bu minvalde değerlendirmeye sevk etmiştir.
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
Reklam
Mürebbiye
Puan vermedi·88 syf.·
2025 7. kitabı
Stefan Zweig diline aşina olduğumuz insan psikolojisini kişinin iç dünyasını, gizemli yönlerini, yasaklanmış duygularını açıklayıcı bir tasvirle okuruna sunan bir yazar. Kısa romanlarıyla (novella) ünlenen Zweig hikayelerinin en belirgin özelliği, genel kabul görmüş ve kalıp niteliği kazanmış toplum normlarını eleştirel bir bakışla ele almasıdır. Mürebbiye kitabı da dört hikayeden oluşmaktadır. İlk hikaye, kitaba adını veren Mürebbiye hikayesi olup; iki çocuğa mürebbiyelik yapan bir kadının ev içindeki başka bir adamla yaşadığı yasak aşkı konu almaktadır. Mürebbiyenin hamile olduğunu önce çocuklar sonra da evin hanımın öğrenmesi ve mürebbiyenin kovulmasıyla sonuçlanan öykü, çocukların yaşadıkları ruhsal travmaların etrafında dönmektedir. İkinci hikaye, bir otelde geçmekte olup, otele gelen bir aile ile onların on altı yaşlarındaki Goethe ve Baumbach şiirleri okuyan kızları ile kızı uzaktan takip ederek ona gizemli aşk mektupları yazan yaşlı bir adamın hikayesi. Üçüncü hikaye, bir kadının genç kızlık yaşlarında aşkla takip ettiği bir tiyatro sanatçısı ile karşılaşmasını konu ediniyor; kadın tatil yapmak için Avusturya Tirol Alpleri’nde bir otele giderken, orada yaşlanmış ve hatta halkın alay ettiği bir hale düşmüş gençlik aşkı tiyatro sanatçısına denk gelir ve ona olan vefa borcunu bir şekilde öder. Dördüncü hikaye, yine bir otelde kahramanın hiç tanımadığı ve ne aradığını bilmeyen genç bir kızla arasında geçen ateşli birlikteliği konu edinir.
MürebbiyeStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202132,9bin okunma
Ezilmiş Ve Aşağılanmışlar
Puan vermedi·412 syf.·
2025 6. kitabı
Kitabı bitirip içinde derin bir yalnızlık ve suçluluk hissi uyanmayan kaç tane vicdanlı insan vardır? Bu kitap insanlığımızı sorgulatan, yaşam standartlarımızın lükslüğünden utandıran, her şeye sahipken hiçbir şeyimiz yokmuş gibi dile getirdiğimiz şikayetlerimizi bir tokat gibi yüzümüze vuran, hayatın ne kadar yüce ve kıymetli olduğunu fiziken hayatta olup ruhen hayattan koparılan ezilen ve aşağılanların buruk hayat hikayelerinden öğrendiğimiz muhteşem bir roman. Kitabı bitirdiğimde içimden bir şeylerin bedenimden kopup gittiğini ta en derinlerimde hissettim. Kendisi ve hasta annesi için köşe bucak bir parça ekmek arayan minik Nelli’yi düşündükçe kral sofralarını andırır ziyafetlerimizden ve doymak bilmeyen tamahkarlığımızdan utandım, ar ettim. Ve bir kez daha dünyanın bu kadar acımasızlıklar ve adaletsizliklerle dolu olduğuna lanet ettim. Dostoyevski okumak bir devrimdir. İnsanın evvela kendisiyle, kendi iç dünyasıyla ruhuyla vicdanıyla bedeniyle her şeyiyle bir hesaplaşmaya giriştiği ve her seferinde de hesabını veremediği onlarca hatasıyla yüzleştiği tek taraflı düello. İnsan ruhunu en ücra köşelerine kadar didik didik kazıyan ve onu sonu gelmez iç hesaplaşmalarla karşı karşıya getiren bir peygamber gibidir Dostoyevski.
Ezilmiş ve AşağılanmışlarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 201523,8bin okunma