Belki kazananı olmak da mümkündür. Tanpınar bir kitabında diyordu ki, "Herkes bir gün geriye dönüp baktığında mutlu bir hikaye görmek ister." Peki siz?
Elbetteki bütün hikayeler mutluluk hayali ile başlar ama çoğu hayalkırıklığı ile biter. Yaşam devam ediyor her kaybediş yeni bir kazanım da seriyor önümüze
Bu ülkenin ne dünü ne de bugünü mutlu etti insanları. Birinde kul sistemi,diğerinde kul olmak isteyen halklar sistemi. Sistemler farklı tutsaklık aynı.
Auschwitz Kütüphanecisi savaşın acımasız gerçeklerini anlatırken aynı zamanda umudun, cesaretin, bilginin gücünü vurgulayan bir roman. Ve Birkenau toplama kampında geçen gerçek bir hikayeye dayanan etkileyici bir romandır.
Ana karakterimiz Dita kampın içinde çocuklar için gizlice yürütülen bu kampta görev alır. En önemli görevi ise kitapları saklamak ve okunmasını sağlamak.
Nazilerin kitap okumasını yasakladığı böyle bir yerde Dita bu sorumluluğu üstlenerek büyük cesaret göstermiş. Kitaplar onun için sadece bilgi kaynağı değil aynı zamanda özgürlüğün sembolüdür.
kampın zor koşulları, babasının ardından annesinin kaybı ve ölüm tehdidi altında yaşayan Dita umudun gücüne tutunarak hayatta kalmaya çalışır.
Kitabın dili zaman zaman yalın, zaman zaman ise duyusal olarak yoğun.
Hayat yaşanacaklardan çok, yaşanmışlıklardan oluşur. Bizi birey yapan da bu anılara nasıl sahip çıktığımızdır. İnsanı ayakta tutmanın fizikselden öte psikolojik bir eylem olduğunu öğretiyor bize.
çok güzel tanımladın. gerçekten de öyle bizi biz yapan yaşadıklarımız değil de yaşadıklarımıza nasıl sahip çıktığımız. ruhen bizi ayakta tutan o.
iyi ki önermişsin, teşekkür ederim