Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Beklediğimden çok daha güzeldi.
Öncelikle bizim topraklarımızda yaşanan bir hikaye gibiydi. O kadar samimi cümleler, hayatlar vardı ki sanki kilometrelerce ötede değil de burada bizim yurdumuzun bir köyünde gerçekleşiyordu. Bu yönüyle kendinizi olayların olduğu “an”larda bulmanız çok normal. O karakterlerin acısını da mutluluğunu da onlardan biri gibi yașıyorsunuz.
Sayfalar siz farkına varamadan akıp gidiyor. Güzel bir kalem, hayatın içinden gelen durum ve olaylar ile biraz da hayal gücü…
Yalnızlık, pişmanlık, insan olmanın verdiği ahlaki yük ve sorumluluklar , çocukluktaki masumiyet, geçim sıkıntısı, hoşgörü ve sadakat gibi birçok konu işlenmiş. Ve verilmek istenen o güzel mesajlar ulu orta bağırarak değil de sakin ve sessiz bir biçimde aktarılmış.
Bizlerin, bu yurdun evlatları olarak gösterişli yapay hayatlar yerine bu kitap gibi kendi içimizden gelen samimiyetlere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Bitmesini istemediğim bir kitap oldu. Kütüphanemde yerini aldı. Tavsiye ediyorum.