Böyle, hiçbir mutluluk gelmeden, daha henüz beklerken, özellikle hayatın nasıl hiçbir şeyin farkına varmadan geçmiş olduğunu anladıktan sonra, artık bir şey yapmanın mümkün olmadığını da görerek, böyle çürümek, bitmek, ona pek insafsızca, pek acı geliyordu.
O zaman Eylül kendisine, doğada ilk yılgınlık ayı, ölümlülüğü ilk duyma ayı, ilk yararsız ve acı mücadele arzusu gibi, hayatın ne olduğunu anlayıp farkına varılmadan geçen güzel geçmişin özlemiyle ilk boynu bükülen ay gibi göründü.
Siz her saati geçirmek için mutluluklar, eğlenceler buluşunuzu anlatırken, ben yirmi dört saatlik hayatımın nasıl bir cehennem gibi, sonsuz sürüklenmez bir hayat olduğunu düşünüyordum. Sadece öyleyim ki, ölecek derecede bunalıyorum.