çiçekleri düşünmüyor kimse
balıkları düşünmüyor kimse
kimse
kalbi güneşin altında iltihaplanan
hafızası yeşil hatıralardan usul usul boşalan bahçenin
ölmekte olduğuna
inanmak istemiyor
ve bahçenin duygusu sanki soyut bir şeydir
çürümüştür kendi yalnızlığında…
Ne gülebilen, ne de konuşabilen, hiçbir varlık gösteremeden bir köşeye oturup büzülen birine dönüşür. Belki de bu varoluşunu bir türlü gerçekleştirememe, gidip gelip babanın mesafeli duruşuna çarpma ve dağılma haline daha fazla tahammül gösteremeyeceğini anlamaya
başladığında henüz 16-17 yaşındadır Furuğ.
Şimdi her sey bir kalbin derdine pervanedir.
Ozüne gurbet olan bilemez can vereni
Görebilseydi günes, sari bir yaprak gibi
Düsüp avuçlarina sorardi: Ölüm nedir?