En büyük sıkıntıyı, Sergelstorg gibi, geometrik biçimlere bölünmüş meydanlarda ve yollarda çekiyordu.Çünkü elinde olmadan bu biçimlerden birini seçiyor ve sadece onlara basarak yürümeye çalışmaktan, garip hareketler yapar duruma düşüyordu. Mesela sadece siyah taşlara basarak yürümesi gerekiyordu, beyazlara basmamalıydı. Yada tam tersine, beyaz taşları seçmişse siyahlara basmaması gerekiyordu.Aynı renkte olsalar bile ya birer atlayarak yürümeli ya da baklava dilimi gibi sıralanmış olanları, kendine göre bir düzene koymalıydı.
Vadilerde açan, gösterişsiz, alçakgönüllü çiçekler, göklere çok yakın, fırtınaların koptuğu, güneşin yaktığı yerlere dikilince yaşamıyorlar belki de, kim bilir?