Bir kadın isterse başka bir erkekle çatışmayı, donunun bağını kocasına
tutturmuş da gene de kocasının yanında çatışmış da kocasının haberi bile olmamış.
Bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez, ölçülmez ama, gözü kör olsun biz adam öldürmeyi zanaat edinmişiz, ne yazık, onun için yüz bin vereceksin...
Ne kötülük. İnsan anasının ölümünü ister mi? Ya anası babasını öldürmüşse... Öldürüp de, babasının kanı yerde kalmışsa, kalıp da babasını hortlatmışsa, o hortlak da kıyamete kadar, kanı yerde kaldığından, yeryüzünü her gece hortlayarak cehennem acısında çığrışarak, binbir kılığa girerek dolaşıyorsa...
Yerdeki kilimler eski kök boya günlerindendi. Renkleri işlemeleri uçuşuyordu. Duvarlar, baştan aşağı işlemeli ceviz tahtasındandı. Açıklık bir yere de renkli bir Atatürk resmi konmuştu. Atatürk ayakta duruyordu.
Sağ ayağım biraz öne çıkarmış, bir elinde de bir kırbaç tutuyordu. Arkasında bir göl uzanıyor doru atının başı da yanında gözüküyordu. Bu resimde gözleri çok maviydi Atatürkün...