Murat TÜRKSEVER

İşyerinde neredeyse kadro baştan oluşturuldu ama bu saatte son dokunuşları yapmak yine bana kaldı. Bu terslikte bir iş var:)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Bazen insan sessizliğin içine girer ve orada, kimsenin duyamadığı bir sesle kendiyle konuşur. Toprağın kokusunu duyar, rüzgârın hareketini hisseder. O an anlarsın ki insan, dünyaya hükmetmeye çalıştığında küçülür; ama dinlediğinde büyür. Çünkü hayat, en çok sessizliğin içinde konuşur.”
O şimdi ne yapıyor șu anda, şimdi, şimdi? Evde mi, sokakta mı, çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı? Kolunu kaldırmış olabilir, - hey gülüm, beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi..- O şimdi ne yapıyor, șu anda, şimdi, şimdi? Belki dizinde bir kedi yavrusu var, oksuyor Belki de yürüyordur, adımını atmak üredir, — her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren sevgili, canımın içi ayaklar!.- Ve ne düşünüyor beni mi? Yoksa ne bileyim fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi? Yahut, insanların çoğunun neden böyle bedbaht olduğunu mu? O şimdi ne düşünüyor, șu anda, şimdi, şimdi?...
Yaşamının anlamı, ancak, kişi, bir an durup, "Ne istiyorum ki?.." diye sorabildiğinde, biçimlenmeye başlar. Yani, ancak eksikliği çekiliyorsa, yokluğu duyulabilmişse, varedilebilir, kurulabilir; yoksa, yoktur. Bu bakmdan, insanların büyük çoğunlugu anlamsız, anlam yoksunu yaşamlar yaşarlar, çünkü yaşamlarındaki anlam eksikliğini hiç duymamışlardır. Oruç Aruoba