Murat TÜRKSEVER

“Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok konuşuyorlar ki… Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz? Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden mi yoksa gerçeğinden mi? Kaç kapıdan geçip yerini bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü yasaklamalı Ömür Hanım yasaklamalı... Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya...”
… Meydan meydan küfrettiler ardından Inandırmak için herkesi kendi yanlışlarına Yanıtı yasaklanmış sorular sordular. Ses geldikçe öfkelendiler Gelmedikçe kuşkulandılar Güçleriyle birlikte büyüdü korkuları En küçük sessizlikten bile ürker oldular. Kurtuluşu sana saldırmakta buldular Sana saldırdıkça rahatladı ruhları. Öyle ucuz ettiler ki her şeyi Sözü, saygıyı, erdemi Ölümü bile kirlettiler Ölümü bile kirlettiler...
“Her şey nasılda bir anda değişebiliyor."
Sevgili Dost, Bu bayramda kabristana gittin mi? Senin de ölülerin vardır, bilirim. Neşesi yağmalanmış ne bayramlar geçireceğiz daha... Kokucu dede, camiden çıkan herkesin eline gül yağı sür, mis gibi koksun şehir! İşportacı, sen de sat gülümsemeyi, öğrenemeyen dudaklarımıza! Çocuklar, bırakın biz öpelim ellerinizi, siz bize şeker verin! Sevgili Dost, Bugün bayram.
Alıntı