Murat TÜRKSEVER

Feridun Düzağaç bu şarkıyı bAŞKa söylemiş. music.youtube.com/watch?v=2oNOnos...
Müzik
Reklam
“Her yolun sonunda biraz susar insan. Çünkü sözcükler, yürüyüşün anlamını taşıyamaz artık. Rüzgâr, toprağın üstünde değil, kalbin içinde eser. Ve insan, o anda anlar ki, bütün bu gidişler, bir tek yere çıkar: dönmek istediği yere değil, unutamadığı yere.”
“Bazen dünya bulanık görünür; yağmur camlara düşer, yollar ışıkla erir. İnsan nereye gittiğini bilmez, kimi özlediğini de söyleyemez. Yine de yürür. Çünkü kalp, bildiği yere döner. Ve insan ne kadar uzaklaşsa da bazı hisler hep aynı yerde kalır.”
“İnsan, akşam vakti kendi içine döner. Ağaçların arasından süzülen son ışık neyse, insanın kalbinin içinde kalan son sıcaklık da odur. Sesler susar, dünya dinlenir, kalabalık uzaklaşır. Ve o anda anlarsın: İçinde sakladığın şey, belki de seni hâlâ hayatta tutandır.”
Yazmak bir nevi intihar eden kişi gibidir, ölen ile öldüren bir değil derler.Bazen yazıyla onu yazan kişi arasında uçurumlar vardır. Yazmaya başlayınca insan kendini deryalara salar, enginlere yürür. Öyle bir hâle gelir ki, artık bambaşka bir forma bürünmüştür.Yazdıkça coşar, coştukça yazar ve yazdıkça benliğinden çıkar. Günün sonunda ise bakarsınız ki yazan kim, yazılan ne?Bu yazıyı yazan bu ise, buna bu yazıyı yazdıran ne? Bir yazı sizi uçurumun kenarından da baktırır, gökyüzünden yeryüzünü keşfe de çıkarır. Mektuplar bu yüzden saklanır, şiirler bu yüzden dilden dile dolaşır ve hikâyeler bu yüzden nesiller boyu anlatılır. Yazı aslında o ana değil, sonsuzluğa yollanır. İnsan ölüme karşı ölümsüzlüğü yazmakta bulmuştur.
Reklam