Yazmak bir nevi intihar eden kişi gibidir, ölen ile öldüren bir değil derler.Bazen yazıyla onu yazan kişi arasında uçurumlar vardır.
Yazmaya başlayınca insan kendini deryalara salar, enginlere yürür.
Öyle bir hâle gelir ki, artık bambaşka bir forma bürünmüştür.Yazdıkça coşar, coştukça yazar ve yazdıkça benliğinden çıkar.
Günün sonunda ise bakarsınız ki yazan kim, yazılan ne?Bu yazıyı yazan bu ise, buna bu yazıyı yazdıran ne?
Bir yazı sizi uçurumun kenarından da baktırır,
gökyüzünden yeryüzünü keşfe de çıkarır.
Mektuplar bu yüzden saklanır,
şiirler bu yüzden dilden dile dolaşır
ve hikâyeler bu yüzden nesiller boyu anlatılır.
Yazı aslında o ana değil, sonsuzluğa yollanır.
İnsan ölüme karşı ölümsüzlüğü yazmakta bulmuştur.