Şefika’yı okurken daha ilk sayfalardan itibaren kitabın beni etkisi altına aldığını hissediyorum. Özellikle Kırım Tatarlarının yaşadığı zorlukları, sürgünleri ve mücadeleleri birinci elden anlatılan anılarla okumak kitaba olan ilgimi daha da artırıyor. Kitap boyunca Kırım’ın yakın tarihine dair çok değerli bilgiler ediniyorum ve daha önce bildiğimi düşündüğüm birçok konuyu farklı bir bakış açısıyla yeniden öğreniyorum. İlber Hoca’nın Azerbaycan’da Şefika teyzenin çocuklarıyla buluştuğu videoyu daha önce izlemiştim. O videoda anlatılanların duygusal yönünü hissetsem de, bu kitabı okudukça yaşanan olayları çok daha iyi anlıyor ve o buluşmanın neden bu kadar anlamlı olduğunu daha derinden kavrıyorum. Kitap, sadece bir hayat hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda bir dönemin acılarını, özlemlerini ve umutlarını da gözler önüne seriyor. Nuriye Hanım’ın anlatımı oldukça akıcı ve samimi. Kendimi zaman zaman bir biyografi, zaman zaman bir roman, bazen de tarihi bir belgesel okuyormuş gibi hissediyorum. Şefika’nın yaşadıkları üzerinden Kırım Tatarlarının tarihine tanıklık etmek benim için oldukça öğretici oluyor. Şefika, hem Kırım tarihine ilgi duyanlara hem de güçlü yaşam hikâyeleri okumayı sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir eser. Kitabı büyük bir beğeniyle okuyorum ve her bölümde yeni şeyler öğrenmeye devam ediyorum. 10/10 verdiğim, uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu