Öyle bir kitap düşünün ki seri hakkındaki bütün görüşünüzü değiştiriyor. Bu kitap işte öyle bir kitaptı...
Çok uzun konuşmayacağım sizi de sıkmak istemiyorum. Az ve öz konuşup incelemeyi bitireceğim. Çok karmaşık duygular içindeyim. Seriyi sevmesem de bu kitap bittiğinde kendimi boşlukta hissettim.
İncelememi yine spoilerlı ve spoilersız şekilde iki bölüm olarak yazacağım.
Spoilersız bölüm:
İlk önce kitabımızın konusundan kısaca bahsedeyim;
Alina nam-ı diğer Güneşin Elçisi ve arkadaşları Apparat'ın sığınağına gelirler. Bir süre burada kalırlar fakat Apparat Alina'yı kısıtlamaktadır. Üstelik Güneşin Elçisi'nin artık güçleri de yoktur. Bu durumda Alina ve arkadaşları ne yapacak onu okuyunca göreceksiniz.
Spoilersız görüşlerim;
Bu kitabın sonu beni bitirdi. Kitap bitti ve ben duvara boş boş bakmaya başladım. Yaklaşık 5 aydır bu seriyi okuyorum. Ne kadar sevmedim desem de ne kadar sıkıcı olsa da sonunda bittiğinde cidden kendimi sanki bir arkadaşımdan kopmuş gibi hissettim. Bu üzüntü değildi. Mutluluk da değildi. Sadece boşluktu. İçimdi büyük bir boşluk oluştu. Bu boşluk sanki hiç doldurulamayacakmış gibi geliyor şu anda. Karakterler öldüğünde ağlamadım veya çok aşırı fazla etkilendiğim bir seri de olmadı ama nedense şu an kendimi çok boş ve arkadaşsız yalnız hissediyorum.
Alina'nın bu kitapta en azından biraz olsun güçlenmesi hoşuma gitti. Ama yine de tatmin edici değildi maalesef.
Gelelim diğer karakterlere.
Karanlıklar Efendisi:
Karanlıklar Efendisi hakkında spoilerlı bölümde daha fazla konuşacağım ama onun incelememin her yerinde olmasını istiyorum.
O benim serideki en sevdiğim karakter oldu. Gerek sözleri, gerek davranışlarıyla beni büyüledi. Kötü karakterlere zaafım var galiba. Karanlıklar Efendisi bence diğer karakterlerin daha önünde olmalıydı. Hatta ve