Her mücadele galibiyet gerektirmez. Öyle ki; Bazen öyle bir kazanan olun ki kimse kaybetmiş olmasın..
1000Kitap
ÜZERİNDE ÇALIŞILACAK DAHA
Sana dair bildiğim ne varsa unutmaya çalışırken bile özlüyorum, adını zihnimden silmeye kalktığım her gece harflerin biraz daha derine işliyor içime, sanki insan, kurtulmak istediği şeyin en sadık mahkûmu olurmuş gibi. Gözlerini unutayım diyorum, karanlık senden yana dönüyor. Sesini unutayım diyorum, suskunluk senin tonunda konuşuyor. Ellerini unutayım diyorum, dokunduğum her şey eksik kalıyor ve anlıyorum, bazı insanlar gittikten sonra yok olmaz, yalnızca dünyanın geri kalanını anlamsızlaştırır. Hatıralarını birer birer topladım, içimde sana ait ne varsa kapının önüne bıraktım, yine de sabah olduğunda kalbimin en kuytu yerinde seni buldum. Demek ki unutmak, birini hayatından çıkarmak değilmiş, onsuz yaşamaya her gün yeniden yenilmekmiş. Seni hatırlamamak için kendime başka yollar çizdim, başka yüzlere baktım, başka seslere karıştım,
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son 14 senemi Ay Yapım'a satmayı düşünüyorum; dizi ismi de 'Şerefsizlerle Mücadele.'
Bir arkadaşım az önce şöyle dedi; "Kendine değer veren insanlar bir saygısızlık gördüklerinde oradan hemen uzaklaşırlar. Diğerleri ise kalıp mücadele etmeye çalışırlar." Bazen hiçbir açıklama ve drama yapmadan ördüğünüz o duvarlar, kendinize duyduğunuz saygının net göstergesidir.
Eski dönemlerin zarafetine, mimarisine veya insan ilişkilerine duyulan o kronik hasret, çoğunlukla bugünün zorluklarıyla mücadele edecek gücü bulamayanların sığındığı estetik bir kaçış alanıdır. Geçmişi hatasız bir cennet gibi kurgulayıp şimdiki zamanı sürekli aşağılamak, insanı sadece melankoliye ve atalete mahkum eder. Asıl asalet, içinde bulunulan çağın tüm çirkinliklerine ve sığlıklarına rağmen burada kalıcı bir değer üretebilmektir.
bazen gözlerimi kapattığımda tüm dünya sessizlikle üzerime çökmüş gibi hissediyorum. içimde bir boşluk var ne kadar doldurmaya çalışsam da bir türlü dolmuyor, sabahları uyanmak bir yük yatağımdan kalkmak bir mücadele işe gitmek insanlarla konuşmak hatta bir kahve hazırlamak bile zor geliyor. hayattan keyif almak eskisi gibi mümkün değil eskiden bir şarkı çaldığında bir çiçek gördüğümde güneş vurduğunda içimi ısıtan o his şimdi uzakta bir hayal gibi halsizim motivasyonum düşük küçük şeyler bile yoruyor beni. yemek yemek istemiyorum ama bazen de sürekli bir şeyler yiyorum uyku düzensiz gece uyanıyorum sabah uyanmak kabus gibi içimde sürekli bir sessizlik ve yalnızlık var. kimse anlamıyor gibi geliyor ya da ben anlamak istemiyorum. insanların kahkahalarını duyduğumda bir yerlerde kaybolmuş gibi hissediyorum ama bir yandan da gözlerimi kapatıp sadece bir an olsun huzur bulmak istiyorum. bazen umutsuzluk öyle derin geliyor ki sanki hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi