Öyleyse erdemli bir kişiden söz ederken kastettiğimiz şey aslında çoğunlukla, onun şeytani duygulara kapılmayan değil, onlara direnç gösterebilen, mücadele dengesinin anlık ödül lehine bozulmaması için uğraş veren bir kişi olduğudur. Bu insanlara değer veririz, çünkü dürtülere yenilmek kolay, onları yok saymak ise o ölçüde zordur.
Sayfa 120
Psikolog ve ekonomistlerin, insan davranışlarının tuhaf ayrıntılarını çözmeye çalışırken yararlandıkları bir "ikili süreç" hesabı vardır. Buna göre beyin iki farklı sistem içerir: Hızlı ve otomatik olan birincisi bilinçli farkındalık yüzeyinin altında çalışırken ikincisi yavaş, bilişsel ve bilinçlidir. Birincisi otomatik, örtük, bulgusal,sezgisel, bütüncül, tepkisel ve dürtüsel olarak nitelendirilir; ikincisiyse bilişsel, açık, kurala ve derin düşünmeye dayalı olarak. Bu iki süreç, birbirleriyle sürekli bir mücadele içindedir. Aslında bu "ikili süreç" yaftası, bütünün yalnızca iki sistemden oluştuğunu düşünmemizi gerektirmez çünkü devreye birkaç farklı sistem girebilir. Sözgelimi, 1920'de Sigmund Freud ruh (psyche) için oluşturduğu modelde birbirine rakip üç bölümün varlığından söz etmişti: ilkel benlik ya da id (sezgisel), benlik ya da ego (gerçekçi ve örgütlü) ve üst benlik ya da süper ego (eleştirel ve ahlaki yönden değerlendirici).
Sayfa 112
"Harâbât ehlini hor görme zâkir, defineye mâlik virâneler var."
Dandy perhiz ustasıdır. Byron İtalya'ya kendisine egzersiz ve yemekler öğütleyen bir hekimle birlikte gider. 1807'de, terlemelerin ve az yemenin sonucunda 24 kilo verir. Byron'un
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular
"A canım! Altın istedin toprak buldun! Bil ki altunla oyalanmaktan toprakla ovalanmak yeğdir. Toprak, altından değerli hazinedir. Kim kendini toprak görürse yücelir, altın olur. Benliğini toprağa göm ki tohumun yeşersin, altin olsun. Unutma; umut kestiğin şeye karşı özgür, tamah ettiğin şeye karşı tutsaksın."
Sayfa 192·Kitabı okudu
Ama ben elimden geleni yaptım demenin rahatlığı.....
Geceleri kafayı yastığa koyduğunda kalbin, vicdanın rahatsa, işte o geceler dünyanın en kutlu geceleriymiş. Dinler­ken boş boş konuşuyorlarmış gibi geliyordu ama ihtiyarlar haklıymış buna inanabiliyor musun? Bir de şunlar varmış: Büyük bir savaş görmüş hiç kimse, artık görmemiş gibi yapamazmış. Bir savaştan çıkmış hiç kimse, artık aynı kişi ola­mazmış. Kazanmak kaybetmek gibi olaylar komple yalan­mış. En önemlisi, "Ben elimden geleni yaptım" kadar güzel cümle yokmuş, tam buradan devam edeceğiz Osman.
Alıntı