1000Kitap Logosu
Guy Finley

Guy Finley

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
6.7
1.029 Kişi
3.756
Okunma
163
Beğeni
7,3bin
Gösterim
Unvan
Amerikalı Yazar
Doğum
Amerika Birleşik Devletleri, 22 Şubat 1949
Yaşamı
Guy Finley 22 Şubat 1949 yılında Amerika'da dünyaya geldi. Söz yazarı, müzisyen ve yazardır. Ünlü konuşmacı Larry Finley'in oğlu olan Guy Finley Kaliforniya'da büyüdü. Yazarın arkadaşlarının bir çoğu ünlülerin çocuklarıydı. Genç yaşlarında müzik kariyerine devam etme kararı aldı. Motown Records etiketi altında ilk beyaz rock sanatçısı oldu. Müzik kariyerinin yanı sıra TV şovları düzenledi. Profesyonel iş yaşamında büyüyen servetine rağmen yaşamında bir şeylerin eksik olduğunu anladı. Bu boşluğu doldurmak için müziği terk etti ve Uzak Doğu ve Hindistan'da ruhsal öğretileri incelemeye gitti. Bu manevi arayış onu ABD'de Nevada'da New Life Vakfında manevi öğretmen olan Vernon Howard'da kendini adadı. Yazma kariyeri böylelikle başladı. 1990'lı yıllarda manevi rehberlik alanında kitap yazmaya başladı. Öğretileri Hristiyan mistisizm, Doğu Felsefeleri, Jung Psikolojisi oldu. New Life vakfında manevi öğreticilik yapıyordu. Alanında 15'den fazla kitaba imza attı ayrıca 4'den fazla e-kitabı çıkarıldı.
Eren Premium
Vazgeçebilmek'i inceledi.
304 syf.
·
6/10 puan
samimi diyorum vazgeç kanka manyak olursun
Guy Finley’in Vazgeçebilmek adlı kitabı sanki bir kutsal kitap. Asırlardır sorulan “ben kimim?” sorusuna “sen şusun” cürretkarlığı ile verilen kaba bir cevabın kitap hali. Bu ve benzeri kitaplar insanların nasıl yaşaması gerektiğine dair çok güzel bir yol haritası çizer. Ve içerisindeki çoğu şey zaten kabul ettiğimiz genel geçer doğrulardır. Kendini tanı, gerçeğin peşinde ol, cesur davran bla bla bla. Bunları zaten biliyoruz sorun bunlarda değil, bunları yanlış mesajlarla birlikte okuyucuya aşılaması. Platform üzerinde ve başka bloglarda yapılan eleştirileri okudum. Kitabın hiçbir şey anlatmadığını söyleyen de var, hayatını değiştirdiğini söyleyen de. Aslında yazar, okuyucusuna çok güzel bilgiler veriyor fakat vermek istediği öğretinin tam tersini almasını sağlıyor. Kitabın birçok yerinde "hiçbir şeye mecbur değilsiniz" derken, "acı çekmeniz sizin yanlış bir yolda olduğunuzu gösterir" derken, okurunu davet ettiği yol çok daha acı ve sıkıntı veren üst insan yolu. Bunu kitabın sonlarında kendisi de söylüyor ve bu yolda gitmesini de okuyucuyu buna mecbur hissettiriyor. Gerçeği yanlışla harmanlayıp size sunuyor. Bu tarz “best-seller” kitaplar genelde her kesime hitap eder ve etliye sütlüye karışmaz. Gerçekten de öyle yapıyor. Okuyucuya hiçbir meydan okuma yok. Tabularını yıkmak öte dursun yer yer onları meşrulaştırıyor. Kitabı anlayarak okursanız göreceksiniz ki, bir çok yerinde çelişkiler var. En büyük çelişkilerden birisi: Sahte Ben’in hilelerinden biri olan ”Yaptığı davranışların sorumluluklarını üstlenmeyip başkasını suçlama” davranışını okuyucularına kendisi yaptırıyor. İnsanın yaptığı hataları sahte bene mâl ediyor. "Böylece ben suçsuzum ve yaptığım tüm kötülüklerin kaynağı ben değilim sahte ben." Kitabın temel öğretilerinden biri bile çelişkili :)) Baktığımız zamanda kitaptaki yolun sonu çok iyi bir yere gidiyor. Gerçekten de öyle. Kendini bilme, öz-farkındalık, her şeye karşı bilinçli olma hali. Bu mükemmel bir şey ama okurunu götürdüğü yol yanlış bir yol. Belki teknik olarak insanın üst insana ulaşması için böyle bir taktiğin uygulanması yararlı olabilir. Ama yazarın ima ettiği ve yer yer de söylediği “Yanlış yoldan doğru yere varılmaz” öğretisiyle çelişkili. Sahte ben sadece bir kurgudan ibaret. Yazar da onun bir kurgu olduğunu söylüyor fakat ne tezattır ki kendisi de onun varlığına inanıyor ve tüm insanlığın içinde olduğunu iddia ediyor. Yazarla burada kesinlikle farklı fikirdeyiz. Kuvvetle muhtemel sahte ben ve gerçek ben diye bir şey yok. Ben birim ve tekim. İçimdeki çatışmalar da benim düşüncelerim. Ama yazar iki karakter kurgulayıp beni bunlara inandırmaya çalışıyor. Sahte benin bilimsel dayanağı ne hacı? Beynimizdeki sinapslara ve nöronlara noldu? Yazarı tamamıyla dinler ve öğretilerini takip ederseniz ruh sağlığınızı bozabilirsiniz. Gerçekte olmayan, “sahte ben ve gerçek ben” adında kurgu kişiliklere inanırsanız belkide çoklu kişilik bozukluğu sorunu yaratabilir samimi söylüyorum vazgeç kanka manyak olursun Kitap bana pek samimi gelmedi. Çünkü Kitapta en fazla açık alıntıyı Krishnamurti’den yapmış. Farkındalık konusunda henüz Jiddu’dan daha sağlam birini bende görmedim sanırım bu konuda yazarla hem fikiriz. Ama nedense uygulamada hocasıyla ters düştüğünü görüyoruz. Krishnamurti’nin dine karşı bakış açısını biliyoruz. SİKTİRİ ÇEKMİŞ aga. Sen niye dini sembolleri kutsallığa giden yolda hedef varış noktası veya yardımcısı olarak gösteriyorsun? “Cesur olun, diğer insanların hakkınızda ne düşündüğünü değil sadece gerçeğe odaklanın” diyen birinin dinler ve siyasiler hakkında ağzını bıçak açmaması hatta yer yer alıntı yapması kitabın son sayfalarında da tanrıya şaklabanlık yapmasını ne büyük bir rezillik. 298. Sayfanın son sözüne bir bakın: Gerçek Ben’e göre hareket edin, Siz olan Ben’e göre değil. nE? Kitabın sonunda kaynak belirtmemesi aslında oturduğu yeri kaynak olarak kullanmasının bir göstergesi. “Kaynak götüm.” 21. yüzyılın politik doğruculuğuyla yazılmış bir kutsal kitap adeta. Nedir bir kutsal kitapların özelliği? Hayatın sırrını, gerçeği ifşa ettiğini iddia edip, size "kendini bilmenin" tekniğini öğretmesi falan filan. Yazarın “gerçek ben” olarak nitelendirdiği üst-insana varmak istiyorsanız, istemeyi bırakmalısınız. Adam bir çok yerde istekleri ve arzuları aşağılarken “gerçek ben” olmayı istemenizi istiyor. Açık bir çelişki daha. "Gerçek bene ulaşmalısınız. Bütün kalbinizle ona ulaşmayı isteyin. Ulaşacaksınız. Hatta o size ulaşacak." Hani istekler, arzular, beklentiler insanın doğasına tersti ve terk edilmeliydi. Ne oldu? Kitap çok popülist bir ruhla yayınlanmış ama yine de okumanızı tavsiye ederim. Zaten en fazla altını çizerek ve düşünerek okuduğum kitaplardan bir tanesi oldu. İçinde çok fazla doğru ve yararlı bilgi var. Kitap size gerçekten hayatı anlamanızı sağlayacak mesajlar veriyor. Tabi bu mesajları ilk kez ve yalnızca Guy Finley söylemiyor. Kitap bana çok güzel şeyler kattı. Bir çok soruya cevap bulmamı sağladı. Kitabı okurken benim yaptığım gibi madencilik yapabilirsiniz. Değerli olan mücevherleri alıp, kömürleri ve taşları yazarın mağarasında bırakabilirsiniz. Selamlar
Vazgeçebilmek
6.6/10
· 2.644 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
117
Nefel Batur
Vazgeçebilmek'i inceledi.
304 syf.
·
Puan vermedi
Üstünden neredeyse 2 yıl geçti, hala bir çok noktasını hatırlatan şahane bir kişisel gelişim kitabı. Okurken içinizde tüm satırlarını çizme isteği uyandırıyor. Herkesin rafında olması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. “Yaşam seviyenizi yükselttikçe, her bir olayda, tepki gösterme tarzınızın da kendiliğinden daha üstün hale geldiğini fark edeceksiniz. O zaman tüm dünya sizin için yavaşlamaya başlayacak, çünkü artık anlayacaksınız ki başınızı döndüren yaşamın kendisi değil düşünme şeklinizdi.”
Vazgeçebilmek
6.6/10
· 2.644 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
21
Vildan Dirim
Vazgeçebilmek'i inceledi.
Yarım bıraktığım ve okursam sadece bir kitabı yarım bırakmış olmamak için bitireceğim ilk kitap. Kitabın özeti: sizi boğan umarsız tüm duygulardan vazgeçin İç sesim: peki... Yani söylediği şeyler zaten insanoğlunun bildikleri. Fakat zannımca bir kitap, insanoğluna bilmediklerini kazandırmalı. Vazgeç demek kolay, peki o halde ben soruyorum: Nasıl? İşte bu sorunun cevabı bu kitapta yok. Şimdiden iyi okumalar.
Vazgeçebilmek
6.6/10
· 2.644 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
85