HerHafta(?)BirTürkBilimKadını-Hafta2 Engin Arık
Selamlarrrr Kendi kendime aldığım o kararla başlattığım "Her Hafta Bir Türk Bilim Kadını" konseptimizin ikinci durağındayız. Bir takım sebeplerden ötürü kısa (4 ay) ara vermek zorunda kaldım :) Ve bu haftaki durağımız adı her geçtiğinde göğsümü gururla kabartan ama aynı zamanda içimi buruk bir sızıyla dolduran bir isim. Serimizin bu bölümünde tabiri caizse "Türkiye'nin Marie Curie’si" ile baş başayız: Prof. Dr. Engin Arık! Ya size bir şey söyleyeyim mi? Biz bu toprakların altında ne büyük zenginliklerin ne devasa rüyaların yattığını ve bu rüyalar için ömrünü feda eden ne inatçı ruhlara sahip olduğumuzu bazen gerçekten unutuyoruz. Engin Hanım'ı araştırırken onun o vatanperver duruşu, bilime olan sarsılmaz inancı karşısında hem gözlerim doldu hem de "İyi ki bu topraklardan geçmişsin" dedim. ~ Kimdir Bu Müthiş Kadın? 14 Ekim 1948’de İstanbul’da, göçmen kökenli ve pırıl pırıl bir ailede dünyaya gözlerini açıyor Engin Hanım. Öyle parlak bir zeka ki ortaöğrenimini Atatürk Kız Lisesi’nde BİRİNCİLİKLE tamamlıyor. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümü'nden mezun olup gözünü çok daha yükseklere dikerek Amerika’nın yolunu tutuyor. Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktorasını tamamlayarak deneysel yüksek enerji fiziği alanında adını dünyaya duyurmaya başlıyor. Kendisi gibi fizikçi olan eşi Prof. Dr. Metin Arık ile kurduğu mutlu yuvada iki çocuk annesi hatta ilerleyen yıllarda dünya tatlısı iki torun sahibi de oluyor. Viyana’da, Birleşmiş Milletler bünyesinde nükleer denetimler yapan kritik bir kuruluşta (CTBTO) radyonüklid uzmanı olarak görev alacak kadar da küresel bir otorite! Ama o, tüm bu parlak yurt dışı imkanlarına rağmen "Ülkem için ne yapabilirim?" diyerek hep Türkiye'ye dönmenin yollarını arıyor ve Boğaziçi Üniversitesi'nde dersler verip geleceğin
1000Kitap
Mücahede ve mücadele arasındaki fark. Nerede mücahede etmeli ki bu cihat kökünden geliyor nerede mücadele etmeli.. Ne hoş bir kavram mücahede..hem kuşatıcı, hem motivasyon verici hem de amacını hatırlatıyor.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
savaşmayı ve sevmeyi sürdür. sürdürmeyi sürdür.
Hayat tam olarak böyle, bazı sayfaları çevirmek zordur ama o sayfayı geçmeden hikayenin ne kadar güzelleşeceğini asla bilemezsin. Zorluklara karşı çaba ve mücadele vermezsen hayat güzelleşmez. Çaba gösterdiğin an, hikaye kaldığı yerden çok daha güzel devam eder.
Lisede internetim olduğu için etrafımda birçok insan vardı. O yıllarda internetin kıymetli olduğu zamanlardı. Yanıma gelenlerin çoğunun çıkarları için geldiğini o gün anlayamamıştım. Belki de ilk kez sevilen, aranan bir arkadaş olduğumu sanmıştım. Yıllar sonra fark ettim ki büyük bir yanılgının içindeymişim. Aradan geçen zamanda çok şey değişti. O günkü ben ile bugünkü ben aynı insan değiliz. Ama garip olan şu ki hâlâ aynı hatalara düşebiliyor, bir gülüşe, birkaç güzel söze kanabiliyorum. Demek ki bazı şeyleri öğrenmek için sadece akıl yetmiyor; zaman da gerekiyor. Bugün 25 yıldır bu hayatın içindeyim. Hayat hiç durmuyor. Bir filozofun da dediği gibi, akıp gidiyor. Ben de onun akışında bazen sürükleniyor, bazen yön buluyorum. İstemeden geldiğim yerler de oldu, mücadele ederek ulaştığım yerler de. Buna rağmen hep daha iyisini, daha güzelini arıyoruz. İnsan biraz da doyumsuz bir varlık. Elindekine alışıyor, ufkunda yeni hedefler beliriyor. Belki de yaşam dediğimiz şey tam olarak bu: Eksiklerimizle, yanılgılarımızla, hayal kırıklıklarımızla birlikte yürümeye devam etmek. Çünkü hayat beklemiyor; akıyor. Biz de onun içinde düşe kalka büyüyoruz.
Medeniyeti ahlaksızlık olarak görmeye başlayan bir toplumla mücadele ediyoruz; sınırların kalmadığı, güçlü ile zayıfın eşit sayıldığı, doyumsuzluğun eşiğini geçmiş bir toplum... Bu toplumda vicdan aramak nafile.
Düşünce