Bütün bu sahip olduklarımız geçecektir. Bu gerçeği devamlı aklımıza getirmemiz, hatırlayıp sindirmemiz gerekir. Aklımıza getirmek de bize bunu hatırlatacak kimselerle beraber olmamızı şart koşar, unutturacak olanlarla değil.
çokiyi
Travmayla doğrudan yüzleşmek mümkün değildir, onu travma yapan nokta budur - bizi tüketen ve üzerimizdeki etkisinden ayırt edilmesi mümkün olmayan bir şey. Bir travma ne kadar travmatikse, biz de o kadar uyuşuruz genellikle. Uyanmamız gerekiyor - travmayı unutup "rasyonel yollar"dan savunmamızı güçlendirmemiz değil, normal, günlük gerçekliğin çatlaklarında travmanın ve doğurduğu sonuçların izini sürmemiz gerekiyor. Krizlerin "gerçek ve daha derin nedenleri"ne eğilmek için yüzeye ve biçime dikkat etmemiz şart. Yüzey perdesini yırtıp atmak ise olsa olsa savunmaları güçlendiriyor, söz konusu nedenleri düşünmeyi, onlarla mücadele etmeyi ve meşgul olmayı önlüyor aslında.
Sayfa 110
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Amerika'lı terör uzmanı Prof. Yonah Alexander
-PKK üzerine uzman bir kişisiniz, konuyla ilgili bir de araştırma raporunuz var. PKK'yı nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncelikle PKK'nın bir terör örgütü olduğu kabul edilmeli. Bir terörist normal savaş kuralları içinde hareket etmez. Ya da insanlığın gerektirdiği kurallar içinde hareket etmez. Ka­dınları ve çocukları öldürmek nasıl açıklanabilir ki? Üstelik sadece şiddet kullanmakla kalmayıp propaganda faaliyetleri­ni de çok iyi kullanan sofistike, en iyi organize olmuş, en iyi altyapıya sahip örgütlerden biri. Dolayısıyla verdiğimiz savaş sadece terörist saldırıları önlemeye yönelik bir savaş olma­malı, aynı zamanda bir eğitim ve propaganda savaşı da ol­malı. -PKK sorunu nasıl ortadan kalkar? Kürtlere birtakım haklar vermekle bu sorun ortadan kalkacak mı? Bugün Kürtler ayrı bir devlet kurmak istiyor. Fakat lrak'taki, İran'daki, Suriye'deki Kürtlere ne diyeceksiniz peki? Eğer biz her grup için bir 'self-determinasyon' hakkı verirsek, dünyayı bir kaos ortamına, vahşi bir ormana çeviririz. Türki­ye'nin doğusunda bir Kürt Devletinin kurulduğunu düşünelim. Politik yaşayabilirliğini bir yana bırakın, ne tür bir ekonomik yaşayabilirliği olabilir bu devletin? Üstelik ben PKK'nın Tür­kiye'deki Kürt insanını temsil ettiğine inanmıyorum. Tür­kiye'yi zayıflatmak için, politik bir futbol oynanıyor aslın­da. PKK'ya yönelik yaşanan tek olumlu gelişme sanırım AB'nin Türkiye'yi gümrük birliğine alması. Bu PKK sorununu insan hakları sorunundan ayrı görmeye çalıştıklarını gösterir. Bazı kimseler iki sorunu birleştirmek istiyorlar. Bu insan hak­ları konusu değildir. Bu gerçekten Makyavelist bir politika so­runudur, bir istismar ve riyakarlık sorunudur. -Askeri çözüm sizce doğru bir seçenek mi? Çözüm tek değildir. Değişik çözüm yolları var. Öncelik­le, açık ve kararlı
Prof. Yonah Alexander, 21.01.1996, Yeni Yüzyıl gazetesi.·Kitabı okudu
Otorite Üzerine
Son zamanlarda, bazı sosyalistler, otorite ilkesi dedikleri şeye karşı tam bir haçlı seferi başlattı. Herhangi bir eylemi mahküm etmek için yapmaları gereken tek şey, onun otoriter olduğunu söylemek. Bu hızlı yargılama yöntemi öylesine kötüye kullanılıyor ki, konuyu biraz daha yakından incelemek gerekiyor. Otorite, sözcüğün burada kullanılan anlamıyla, bir başkasının iradesinin bizimkine üstün kılınmasını anlatıyor; diğer yandan, otorite, tabi kılmayı şart koşuyor. Bu deyimler kulağa hoş gelmediğinden ve ifade ettikleri ilişki, tabi kılınan taraf için tatsız olduğundan, bundan kurtulmanın bir yolunun bulunup bulunmadığı; bugünkü toplumsal ilişkiler içinde, otoritenin anlamsızlaşacağı ve bu yüzden ortadan kalkmak zorunda kalacağı farklı bir toplumsal durumun hayata geçirilip geçirilemeyeceği sorusuyla karşı karşıyayız. Bugünkü burjuva toplumunun temelini oluşturan iktisadi (sınai ve tarımsal) ilişkileri inceldiğimizde, bu ilişkilerin, yalıtık faaliyetlerin yerine, giderek artan ölçülerde, bireylerin birleşik faaliyetlerini koyma eğilimine sahip olduğunu görüyoruz. Yalıtık üreticilerin küçük atölyelerinin yerine, yüzlerce işçinin buharla işletilen karmaşık makineleri kontrol ettiği büyük fabrikalarıyla ve atölyeleriyle modern sanayi geçti; büyük karayollarındaki atlı yük ve yolcu arabalarının yerini demiryolu trenleri, kürekli ve yelkenli küçük teknelerin yerini buharlı gemiler aldı. Makineler ile buhar, küçük mülk sahiplerinin yerine, yavaş ama kararlı bir şekilde, ücretli emekçilerin yardımıyla büyük toprak parçalarını ekip biçen büyük kapitalistleri koyarak, tarımı bile giderek kendi egemenlikleri altına alıyor. Birleşik faaliyetler, birbirlerine bağımlı olan süreçlerin karmaşıklaşması, her yerde, bireylerin bağımsız faaliyetlerinin yerini alıyor. Ama Birleşik
Hüseyin İnan(Dede) Neden Silahlandıklarını Açıklıyor:
Biz silah müptelası değiliz. Yaşımız küçük olmasına rağmen bizleri suçlayanlardan çok fazla Türkiye’nin sorunlarına vakıfız. Bunun için silaha sarıldık. Türkiye’de demokratik bir ortam olsaydı, biz burada sanık sandalyesinde bulunmazdık. Bizim temel amacımız Amerika’yı kovmak, millî demokratik devrimi yapmaktır. Biz bunun için iktidardan habersiz, ezilen halkımızın çıkarları için örgütlendik. Bununla ne anayasayı ne de TBMM’yi ortadan kaldıracaktık. Bizler Amerikan emperyalizmine karşı mücadeleyi ilk şart gördüğümüz, bu işin de mutlaka silahla kazanılacağına inandığımız için silaha sarıldık ve mücadele ediyoruz. Tek amacımız budur, bunun için Nurhak Dağları’nda mücadeleye başladık. Yoksa sayın savcının dediği gibi anayasayı ortadan kaldırmak için değil...
Sayfa 386 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
M. Kemal Neden Turancılığa Karşıydı?
Mustafa Kemal Paşa, söylemlerinde daima Turancılığa karşı olduğunu dile getirmiştir. 1 Aralık 1921’de TBMM’de yaptığı konuşmasında; büyük hayaller peşinde koşan ve yapılamayacak şeyleri yapılacak gibi gösteren sahtekârlardan olunmadığını, Panislamizm ve Panturanizm ülkülerinin savunulmadığını söylemiştir. Ziya Gökalp, Nihal Atsız veya niceleri Turancılık fikrini açık açık dile getirirken, bir Türkçü olan Mustafa Kemal Paşa bunu neden dile getirmemiş, dile getirmediği gibi neden Turancılığın bir hayal olduğunu söylemiştir? Bunun cevabı gayet açıktır. Mustafa Kemal Paşa bir ulus devlet kurmak için mücadele eden, bu ulus devleti kurduktan sonra da bir ulus devletin gerekliliklerini yerine getirerek temellerini sağlamlaştırmaya çalışan, 1911’deki Trablusgarp Savaşı’ndan 1922’deki Mudanya Mütarekesi’ne kadar kesintisiz bir şekilde 11 yıl savaşmış ve bitap düşmüş bir milleti kalkındırmayı hedefleyen ve bu kalkınmanın gerçekleşebilmesi için sulhun tesisini şart kabul eden bir devlet başkanıdır. İster Panislamizm olsun ister Pantürkizm, önünde “pan-“ ön eki olan her ülkü bir birliği ön görmektedir. Bu sebeple ulusal ülküsü “birlik kurmak” olan devletlerin, çevrelerindeki komşu devletler başta olmak üzere birçok devleti tedirgin edeceği aşikârdır. Türkçülüğün hedefi olan Turancılık da bu minvalde bir ülküdür, Türk birliğini amaçlayan bu ülkünün, diğer devletler arasında en çok Rusya’yı rahatsız edeceği çünkü hakimiyetleri altında Türklerin birçok kolunun bulunduğu gerçeği Mustafa Kemal Paşa tarafından anlaşılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, yüzyıllardır devam eden Türk-Rus savaşlarında Türklerin uğradığı zararları görmüş, Turancılık fikriyle Rusları tedirgin etmenin manası olmayacağını düşünmüştür. Zira Ruslar, Millî Mücadele boyunca Türkiye’ye maddî destek sağlamış,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi (TBMM ZC), 1 Aralık 1921 (1337), c. XIV, Devre: 1, İnikat: 120, s. 431. * TBMM ZC, 1 Aralık 1921 (1337), c. XIV, Devre: 1, İnikat: 120, s. 431·Kitabı okudu