İnsan, hayatı boyunca birçok şey arar. Mutluluğu, sevgiyi, başarıyı, aklına gelebilecek her şeyi ait olduğu yeri bile. Fakat en zor arayış, belki de insanın kendi özünü bulma çabasıdır. Çünkü insan bazen kalabalıkların içinde kaybolur, bazen başkalarının beklentileri arasında kendi sesini duyamaz hale gelir.
Çocukken kim olduğumuzu pek düşünmeyiz. Büyüdükçe üzerimize yüklenen roller, sorumluluklar ve hayaller arasında yaşamaya başlarız. Bir noktadan sonra aynaya baktığımızda gördüğümüz kişiyle içimizdeki kişi birbirinden uzaklaşabilir. İşte o zaman başlar insanın kendine dönüş yolculuğu. O büyümüş lük hissiyatını anladıktan sonra işler değişiyor
Bu yolculuk kolay değildir. Kimi zaman yanlış insanlara inanırız, kimi zaman yanlış yollara saparız. Hayal kırıklıkları yaşar, kırılır, yorulur ve hatta vazgeçmek isteriz. Fakat her yara bize bir şey öğretir. Her kayıp, gerçekte neye değer verdiğimizi gösterir. İnsan bazen en karanlık dönemlerinde kendisiyle tanışır. Kendini keşfeder onu ömür boyu mutlu edecek bir arayışın içine sokar
Kendi özünü bulmak; kusurlarını kabul etmek, korkularınla yüzleşmek ve başkalarının çizdiği hayatı değil, kendi seçtiğin hayatı yaşamaya cesaret etmektir. Bu cesaret zaman ister, sabır ister. Ama sonunda insan, dışarıda aradığı huzurun aslında içinde saklı olduğunu fark eder.
Ve o gün geldiğinde hayat birdenbire mükemmel olmaz. Sorunlar yine vardır, yollar yine engebelidir. Fakat insan artık kendini tanıyordur. Nereden geldiğini, ne istediğini ve ne uğruna mücadele edeceğini bilir. İşte gerçek refah da burada başlar; maddi zenginlikte değil, insanın kendi ruhuyla barışabilmesinde. Aslında bu başarı birazda kendine olan inancın ve sevginden dolayıdır . Başkalarının gözünde hep eksik ya da fazla görünebiliriz. Ama insan kendi içine dönüp kendini