"Her daim kendin ol, sen seni anlayana mucizesin." Nazım Hikmet Ran
Sevildiğini bilmekten doğan sevinç, insandan çevresindeki varlıklara ve nesnelere de sirayet ediyor. Başka bir ifadeyle, sevildiğini bilen bir kalbin mutluluğu, kabına sığmayıp dışarı taşmaya başlıyor. Ne diyordu Türk tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre: "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz." Yunus Emre'nin öğretisinin temeli, insanı ve tüm yaratılanları Yaradan'dan ötürü sevmeye dayanır. Bu bakış, dünyevi hırsların ve kavgaların geçici olduğunu vurgulayarak insanları hoşgörüye, hakikate, karşılıklı anlayışa ve muhabbete davet eder. Evet, sevgi çoğu zaman maddi ve manevî yaraları iyileştiren bir ilaçtır aynı zamanda. Pes Etme Mucizeler Yolda kitabında şöyle bir cümle vardı: "Biliyor musunuz? insan ummadığı zamanda ilgi görünce hele bir de sevildiğini hissedince yol kenarındaki çiçeğe bile gülümsüyor."
Reklam
​Bugün Kendi Çocukluğumu Mutlu Ettim... ​Zaman, kimileri için amansız bir hızla akıp giden bir nehir, kimileri içinse hep aynı masum kıyıda duran bir saat kadrandır. Bazı ruhlar vardır ki, takvimler neyi gösterirse göstersin, dünyanın o hiç kirlenmemiş, hep çocuk kalan tarafında nöbet tutarlar. Tıpkı bugün yeni bir yaşın kapısını aralayan, ama kalbi hep o en saf çocukluk hevesiyle atan güzel Nurcihan gibi... Onun dünyasında hayat; sığınacak, sevilecek ve sımsıkı sarılınacak bir "bebek" sıcaklığından ibaret. ​Onun gözlerindeki o ısrarlı, o hevesli arayışı her gördüğümde, zamanın geriye doğru büküldüğünü hissederim. Hafızamın tozlu raflarından, 90'ların ortalarında bir yerlerden, bir zamanlar tam da Nurcihan gibi bekleyen, umut eden küçük bir kız çocuğu çıkıp gelir. Kapıların ardında özlemle beklenen, mahrumiyetin sessizliğiyle geçiştirilen o çocuksu dilekleri en iyi ben bilirim. Ve gün gelir, hiç tanımadığınız bir yabancının uzattığı bir el, o küçük kızın dünyasını değiştirir; bir çocuğun kalbine dokunmanın ne büyük bir mucize olduğunu fısıldar kulaklarına. ​İşte bugün, bir annenin kalbiyle ve geçmişin o hiç unutulmayan emanetiyle Nurcihan’ın yanındaydım. Aslında bir başkasının eksikliğini gidermek için atılan her adım, insanın kendi içindeki o eski, kırık dökük odaları tamir etme çabasıymış, bunu bir kez daha anladım. Bir çocuğun yüzündeki tebessüme vesile olurken, asıl iyileşen bendim. ​Nurcihan kucağındaki yeni oyuncağına masumiyetle sarılırken, ben yıllar öncesinin o uzak ikliminde kalmış eksik çocukluğumun elinden tuttum. Sadece bir kalbi mutlu etmeye çalışmadım; bugün, o küçük kızın payına düşen gecikmiş bir sevinci tamamladım. ​Bugün, bir başkasının tebessümünde kendi çocukluğumu mutlu ettim. Sevgili annesi Özlem Koyun hanımefendi arkadaşıma da ayrıca teşekkür
Kendini motive edenlerdenim ;)
Artık mucize arama; bazı şeyler sadece sabır, emek ve zamandır. ✨
Bazen mutluluk devasa bir olayda değil; bir fincan kahvede, bir rüzgar esintisinde ya da bir arkadaşın beklenmedik mesajında gizlidir. hayatın küçük mucizelerini fark etmek, en büyük hazinedir.
Birine inanmak: dünyayla olan savaşının ardında, tek bir kişiye yer açabilmenin konforudur. Ve birine inanmak, denk gelişlerin mucizesidir.
Reklam
Reklam