Çok yalnız olan ve kim olursa olsun herhangi birini görmek isteyen ben, şimdi bir adamın yaklaştığını duyunca korkudan titriyordum. Şimdi bir insanın yüzü, özellikle de beyaz bir insanın yüzü, bana korkunç geliyordu.
Ona göre mutluluk kırbaçlardan, çalışmaktan, efendilerin ve kahyaların zulmünden uzakta olmaktı. Onun cennet algısı dinlenmekten ibaretti:
'' Gökyüzünde bir cennet aramıyorum,
Dünyadaki huzurum yok edilmişken,
Tek istediğim cennet,
Dinlenmektir, ebediyete kadar dinlenmek.''
Bazı beyaz adamlar tanıyorum ki maymunun söylemeyeceği laflar söylüyor ama neyse. Bu zenciler insan evladı. Efendileri kadar çok bilmiyorlarsa, bu kimin suçu? Hiçbir şey bilmeye izinleri yok. Sizin kitaplarınız, kağıtlarınız var ve istediğiniz yere gidip binlerce farklı yoldan bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Ama köleleriniz hiçbir ayrıcalığı yok. Birinin kitap okurken yakalasan kırbaçlarsın. Nesiller boyu esaret altındalar, zihinsel gelişimden mahrumlar. Kim onlardan fazla bilgili olmalarını bekleyebilir ki?
Mektuplar yanlış yere gitmiş veya yönlendirilmiş olabilirdi. Belki mektupların Saratoga'da gittiği kişiler ölmüşlerdi. Belki varlığıyla yokluğu bir, mutsuz, önemsiz bir siyahinin farkına varmayacak kadar başka işlerle meşguldüler.