İnsan çünkü hep olmayana hayrandı,kendi çok kolay saydığı ama bir türlü yapamadığını başkasında yapılmış görüp onun olağan bir güzellik olduğuna istediği zaman kendisinin de olacağına inanmaya hayrandı.
Zaman, hazır taşlara basarak ilerlediği bir şey değil, her birini kendi önüne çekip basacağı yere yaklaştırıp düzeltip bir adım sonrasını yine kendi eliyle hazırladığı, sanki hazırda yaşayacağı olmayan bir șey olmuştu. Kendi hali ile basacağı, yürüyeceği bir yer yol yoktu. Yaşayacağı zaman parçalarını kendi eliyle hazırlıyordu. Bir sonraki gene yoktu.
her gün harbe git, çarmıha her gün sabahtan çakıl akşama zaten indirirler dert değil. Sahibin göklerin sahibi. iş değil, ne var ki. Hatta Nesimi ol da derin yüzülsün ne gam, değil mi, dert bütün dert kim olduğunu, ne olduğunu, sahibini bilmeyen düz insan olmada.