Mevdudi boş kalplerdeki dindarlığa ve bölünmüş sadakate her zaman şiddetle karşı çıkar ve şöyle sorar:
"Bir hizmetkâr efendisi tarafından kendisinden istenen görevleri yerine getirmek yerine onun karşısında ellerini kavuşturup sürekli ismini tekrar ediyorsa onun için ne dersiniz? Mesela Efendisi ona hırsızın elini kesmesini emrediyor, fakat hizmetkâr verilen emri yerine getirmeye çalışmak yerine hâlâ olduğu yerde durup 'hırsızın elini kes, hırsızın elini kes' diyerek neredeyse şarkılar söylüyor... Peki sabahtan akşama kadar Kur'ân'daki ilahi emirleri okuyan, fakat onları uygulamak için kendini yormayan, tespih çekerek sürekli Allah'ın adının anan, hiç durmadan namaz kılıp güzel sesiyle Kur'ân okuyan biri hakkında ne düşünürsünüz? Böyle birini gördüğünüzde 'ne kadar imanlı ve dindar bir insan' dersiniz ve yanılırsınız; çünkü ibadetin gerçek anlamını kavrayamamışsınız.
Bunun gibi gece ve gündüz Allah'ın emirlerine karşı gelen, onları ihmal eden, ve inançsızlara uyan bu insanların namazlarının, oruçlarının, tespih çekmelerinin, Kur'ân okumalarının, haclarının ve zekatlarının gerçek ibadetler olduğunu nasıl düşünebilirsiniz?