"Sen, hepiniz çirkin bir balıkçının oltasına yakalanmışsınız. Balıkçının ayaklarının dibindeki kovanın içinde yaşamak için çırpınıp duruyorsunuz. Dünyayı o kova, yaşamayı ölmemek sanıyorsunuz. Özgürlüğünüz o kovanın hacmi, ömrünüz gün bitip balıkçı eve dönene kadar."
"Yaşamda birden fazla kişiyi sevebilirsin ama birisine aşık olursun. Ve yalnızca o kişiye kalbini verirsin. Oysa yaşam, aşk varsa anlamlıdır. Bir daha aşık olamayacaksan, yaşamanın ne anlamı kalır?"
"Acılar ve ayrılıklar nasıl günlere yayılırsa, mutluluk ve aşk da anlara yayılır. Aşk andır, kısadır, kesintilidir. Ayrılık saatlerdir, ginlerdir, kesintisizdir. Aşk parçadır, ayrılık bütün. Doğrudan kalbe verilen kısa şoklar gibidir aşk. Beden kalpten başlayarak kasılır, sarsılır. Bazen verilen aşk kalbe fazla gelir. Aşık kaybedilir. Bazen de tam dozundadır, yeterlidir."
"Soğuk bir kurşun gibi varlığına saplanan duru yağmur damlalarını hissetti ... Her bir damla aynada kayar gibi kendi yansımasıyla boğazından aşağıya doğru iniyor, damarlarından bütün vücuduna yayılıyor, içini temizliyordu."
"...Yürümek istiyordu. Durmadan yürümek. Acısının çoğulluğundan, yakıcılığından kurtulmak isteyen her insan gibi sadece yürümek. Yürümek acıya iyi geliyordu.
...Ne kadar hızlı yürürse rüzgarı o kadar sert hissediyor, her adımında rüzgarın anılarını göğsünden sıyırıp kopardığını, acılarını arkasında bıraktığını hissediyordu."