• 288 syf.
    8 Ekim 2019 Salı
    21:29

    Merhaba sanatsever 1k üyeleri!

    Bugün Vasıf Öngören'i anacağım, biraz da anlatmaya çalışacağım.

    İki ana başlığımız olacak:

    1. Vasıf Öngören kimdir?

    2. Oyunlarının genel özellikleri nelerdir?



    Öncelikle bu değerli kitaba ilk alıntıyı ve ilk incelemeyi yapmama vesile olduğunuz için hepinize teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca kitabın son oyunu olan "Zengin Mutfağı" nı Şener Şen'in yıllar sonra yeniden uyarlayıp sahneye taşıması ile izleyen binlerce sanatsever insanımıza da teşekkür ediyorum nedeni ise Şener Şen'in oyununa yüz lira küsür parayı verip bu kitabı dörtte bir fiyata temin edip okumaya üşendiğiniz için teşekkürler.

    Tiyatro bana göre en değerli sanat alanıdır. Tiyatro güzeldir korkmayın izleyin, okuyun...

    Bu kitabı ben kütüphaneden edindim. 15 yıl sonra ilk ben alıyordum ve şunu görüyorum kütüphanedeki eserlerin alım tarihlerinde 2002'den önce değerli eserler daha çok okunuyordu bu tesadüf mü değil tabiki nedenini hepimiz biliyoruzdur.

    Girizgahı yaptıktan sonra ilk maddemiz olan Vasıf Öngören'in kim olduğuna bir bakalım.

    Vasıf Öngören 15 Şubat 1938’te, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde doğdu. Lisede öğrenci olduğu üç yıl boyunca tiyatro kolunu yönetti. 1958 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinde Jeofizik Bölümünde okumak için İstanbul’a, abisi Ferid Öngören’in yanına geldi. Yine aynı yıl, Eminönü Halkevi’nde Gençlik Tiyatrosu’nun çalışmalarına katıldı. 1959’da Milli Türk Talebe Federasyonu Gençlik Tiyatrosu’na girdi. Kendisi gibi tiyatro meraklısı olan Güngör Dilmen’in Midas’ın Kulakları oyununu sahneledi. Bu oyun önce İtalya sonra da Almanya’ya gitti. Uluslararası Erlangen Tiyatro Şenliği’ne katılması Öngören’in hayatında bir dönüm noktası oldu.
    Vasıf Öngören
    1962’de, İTÜ’yü bırakarak tiyatro eğitimi almak üzere Berlin’e gitti. Berlin’de Freie Universitat Theaterwissenschaft (Felsefe Fakültesi’nin Tiyatro Bilimleri) bölümüne kayıt oldu. Burada geçimini sağlamak için çeşitlerde işlerde çalıştı, kaldırımlara İsa ve Meryem Ana resimleri çizerek geçimini sağladı. Sonrasında Doğu Berlin’e geçerek Brecht’in kurmuş olduğu Berliner Emsemble’da; Manfred Wekweth’in reji çalışmalarına katıldı. Brecht’in karısı Helena Weigel ile tanıştı ve ondan epik tiyatro dersleri aldı. Almanya’daki eğitimi toplam dört yıl sürdü. Epik tiyatroyu kaynağından öğrenme fırsatı yakaladı, öğrendi ve epik tiyatro yöntemini kullanarak Türk toplumuna özgü gerçekleri dile getirdi.
    1965’te ilk oyunu olan Göç’ü yazdı. Türkiye’ye 1966 yılında döndü. Askerliğini köy öğretmeni olarak yapmak için Kayseri’nin Develi ilçesine gitti. Bu sırada Asiye Nasıl Kurtulur? oyununu yazdı. Askerlik sonrasında da Ankara’ya yerleşti. 1969-71 yılları arasında eşi Nuran Oktar ile önce; Ankara Birliği Sahnesi’ni sonra da 1969’da, Ankara Sahnesi adlı toplulukları kurdu. Göç oyununun yeni biçimi olan Alman Defteri’ni yazdı.
    Asiye Nasıl Kurtulur, Ankara Birliği Sahnesi, 1971
    Göç, 1967 İstanbul Uluslararası Gençlik Festivali’nde ikinci oldu. 1970’te Ankara Birliği Sahnesi’nde kendi sahnelediği Asiye Nasıl Kurtulur? ile adını duyurdu ve Ankara Sanat Severler Derneği’nce yılın en başarılı oyun yazarı ve yönetmeni seçildi. Oyunda Asiye rolünü Zeliha Berksoy, Asiye’nin annesini Semiha Berksoy oynadı. 12 Mart askeri darbesinden sonra gizli örgüt kurmak suçuyla tutuklandı. İki yıl cezaevinde kaldıktan sonra 1974’te genel afla serbest kaldı. Hapishanede yattığı süreçte Oyun Nasıl Oynanmalı? oyununu yazdı. Oyunlarında topluma yabancılaşma, namus, dürüstlük kavramları epik yöntemle işleyerek anlattı. 1976 yılında İstanbul Birlik Sahnesini kurdu. Brecht’in Faşizmin Korku ve Sefaleti, Sezuan’ın İyi İnsanı oyunlarını yönetti.
    1977’de Zengin Mutfağı ilk kez sahnelendi ve İsmet Küntay Ödülü dahil olmak üzere dört ödül kazandı. Aynı yıl kızı Aslı Öngören’e adadığı masal kitabı Masalın Aslı’nı yazdı ve bu kitap 1978’de Almanya’da basıldı. 1979’da Nazım Hikmet’in Memleketim’den İnsan Manzaları kitabından oyunlaştırdığı 1941-42’den İnsan Manzaları oyunu birlik sahnesinde sahnelendi. Aynı yıl Oyun Nasıl Oynanmalı?, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahneye koyuldu. Bunu izleyen Oyun Nasıl Oynanmalı? ve 1977’de İsmet Küntay Ödülü’nü alan Zengin Mutfağı yine toplumsal sorunları, sınıfsal çelişkileri vurguluyordu. Yazar, yaşamının son yıllarını Hollanda’da geçirdi. Öldüğünde Amsterdam’da kurmuş olduğu El Kapısı Tiyatrosu, son oyunu Yeni Nesil’i sahnelemek üzere çalışmalarını sürdürmekteydi. Ölümünden sonra bu tiyatroya kendi adı verildi. Türkiye’de ise 1985 yılı boyunca sürecek Vasıf Öngören’i anma etkinlikleri düzenlendi. 14 Mayıs 1984 tarihinde Amsterdam’da kalp krizi sonucu 46 yaşında aramızdan ayrıldı.
    Yapıtları
    1965 – Göç
    1968 – Asiye Nasıl Kurtulur?
    1971 – Almanya Defteri
    1974 – Oyun Nasıl Oynanmalı?
    1977 – Zengin Mutfağı
    Yönettiği Oyunlar
    1969 – Asiye Nasıl Kurtulur?, Ankara Birliği Sahnesi – 1971, Ankara Sahnesi
    1971 – Adam Adamdır, Ankara Birliği Sahnesi
    1971 – Almanya Defteri, Ankara Sahnesi
    1974 – Oyun Nasıl Oynanmalı?, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu
    1976 – Faşizmin Korku ve Sefaleti, Birlik Sahnesi.
    1976 – Sezuan’ın İyi İnsanı, Birlik Sahnesi.
    1977 – Zengin Mutfağı, Birlik Sahnesi.
    1979 – 1941-42’den İnsan Manzaraları (Nazım Hikmet’in şiirlerinden tek kişilik oyunlaştırma), Birlik Sahnesi.
    1984 – Yeni Nesil

    Kaynakça:
    50 Yılın Türk Tiyatrosu, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1973

    İkinci maddemize gelelim Vasıf Öngören'in oyunlarının özelliklerine;

    Vasıf Öngören Brecht tiyatrosundan öğrendiği biçimsel özellikleri Türk insanının toplumsal - ekonomik - politik konumuyla buluşturmayı başarmış, epik tiyatro yöntemini Türk insanının tüm sıcaklığı ve canlılığıyla yansıtan bir yaklaşımla uygulamış bir tiyatro aydınıdır.

    1.Oyun Almanya Defteri (Göç):

    Size bu oyunun aktarıldığı bir sitenin linkini kopyalıyorum ilgili sanatseverlerle buluşacaktır.
    https://www.google.com/...almanya-defteri/amp/

    Recep Usta, bir türlü kavrayamadığı değişimleri yok sayarak sermayesiz zengin olacağını farz etmektedir. Tanışı Tefeci Kazim'ın yükselişini serbest girişimciliğin herkese getirdiği fırsat olarak yorumlar. Tamirhanesini, evini, gecekondusunu bu uğurda satar savar. Şimdi sırf el emeğinin, dileğine ulaşmaya yetmeyeceğini neden sonra anlamış bir zavallıdır.

    (Yansıma Dergisi, Nisan 1972)

    2) Asiye Nasıl Kurtulur?

    Bu oyunu okurken ben olumsuz anlamda çok etkilendim bir toplumun sözlerine bakan insanlarımızın, kadınlarımızın ne hale gelebileceğini o kadar iyi bir şekilde anlatmış ki Vasıf Öngören ve bunu yöntemsel olarak da tiyatroya o kadar iyi aktarmış ki okumanız gerekir.

    Bu oyunun sinema filmleri çekildi. y Asiye'yi Türkan Şoray, Müjde Ar gibi isimler canlandırdı.
    Linkleri şuraya bıraktım bir sanatsever arkadaşımız toplumsal sorunlara göz atmak isterse diye.
    https://youtu.be/_V5DrnDWDA

    https://youtu.be/UpViZMFzZNg

    "Oyun birbiriyle yoğun bir diyalektik ilişki içinde olan üç söylem düzleminde gerçekleşir. temel söylem düzleminde, gecekondu koşullarında yaşama savaşı veren asiye ve annesinin dramı dile getirilir. ikinci söylem düzleminde öyküyü seyirciyle birlikte izleyen küçük burjuva hanımefendi ile yorumcu yer alır. üçüncü söylem düzlemi ise oyunun sonunda oluşur ve izleyici konumundaki hanımefendi ile oyun boyunca kişisel dramını yaşamış olan asiye karşı karşıya getirilir.

    3. Oyun Nasıl Oynanır;

    YouTube kanalında bu oyunun Müjdat Gezen tiyatrosu tarafından kayda alınan halini buldum izlemek isteyen olursa buyursun.
    https://youtu.be/BM8LL6_kwQ8

    Metin halini de buraya bırakayım;
    https://www.google.com/...nasil-oynanmali/amp/

    Oyun, ünlü olmaya çabalayan bir kızın öyküsü üzerine kurulu. "OyunNasıl Oynanmalı" da bireyin toplum içindeki konumunu değiştirme macerası, yapılan ödüllü bir yarışma aracılığı ile anlatılır. Gecekondudan seçilen bir işçi ailesinin nasıl zengin olabileceği ortaya konmak isteniyor. Öyküde işçi ailesinin kızının gecekondudan ünlü olmaya yükselişi anlatılır. Bu öyküyü olumlu bir sonuca ulaştırabilecek küçük burjuva kesiminden seçilen bir karı-koca sonuçta para ödülü kazanacaktır. Vasıf Öngören'in Türkan Şoray' ın hayatından esinlenerek yazdığı bir oyundur.

    4) ZENGİN MUTFAĞI

    Vasıf Öngören’in 1977 yılında yazdığı epik oyun metnidir. Eser, ilk kez, Vasıf Öngören’in kurduğu İstanbul Birlik Sahnesi’nde oynanır. Zengin Mutfağı;  Modern Türkiye Tiyatrosundaki toplumcu dönüşümün mihenk taşları arasındadır, çağının en önemli epik örneklerindendir. Yapıt, toplumsal alt-üst oluşların ve kaotik siyasal atmosferin insan ilişkilerine yansımasını konu edinir. 15-16 Haziran Direnişi ve sonrasında yaşanan 12 Mart döneminde İstanbul’da, bir zengin mutfağının çalışanlarının yaşantılarını ve dönemin şartlarından etkilenme biçimlerini anlatır. Öngören bu bağlamda, deha yazar, usta bir yönetmen olmanın ötesine geçer. Tarihe tanıklık eden, yaşadığı coğrafyayı tanıyan, sınıf çelişkilerini bilen, sorumluluklarının farkında bir aydın bilincinin açığa çıkmasına katkı sunar.


    Sizlere filminin linkini buraya bırakıyorum sanatsever arkadaşlarım;
    https://youtu.be/cTZM64JHztQ


    Sanatla ve edebiyatla kalmanızı dilerim.
  • 152 syf.
    ·8 günde·Puan vermedi
    Hadi bakalım Tarık hele bir gel yüreğimize...
    Seslen ; dağlardan mahpuslardan beynimizin içine...

    80'li yıllarda Türkiye'de darbe rejimini gözler önüne seren Tarık AKAN, birde içine kadim dostlarından Müjdat GEZEN'inide sokunca tadından yenmez bir kitaba dönüşüyor. Yer yer müjdat ve tarık dialoglarında gülsem de baya acıklı bir anlatımla gözlerimiz su topluyor. O dönem hakkında biraz alttan alttan bizlere ipucu vermiş olan Tarık AKAN nasılda geleceği görerek bugünlerden bahsetmiş diyemeden de geçemicem.
    Bu arada YOL filminin çekim hikayesinede değinmiş. Kitap o devrin anlatıldığı kitaplardan farklı değil. dönemin gerçeklerini yaşammış ve anlatmış olan bir insanın kaleminden bu kitap okunmalı. Tekrar ve tekrar daha...


    Seti izlemeye gelen Özer Ahıska'ya dediği cümleler herşeyi anlatıyor. "12 Eylül generalleriyle şimdiki generaller aynı kafada değil. Şimdiki generaller o zamanda olsaydı, 12 Eylül yaşanmazdı. Bugün hala bu ülkede irtica konuşuluyorsa, hala demokrasi tam yerine oturmamış deniliyorsa, bu tamamen 1980 generallerinin suçudur.

    Bir daha bu ülkede 12 Eylüller olmayacak. Demokrasinin yolu bir daha kesilmeyecek. Buna tüm yüreğimle inanıyorum. Çünkü, her kesintide ülke onlarca yıl geriye gitmiştir.
    "
    Hürriyet Gazetesinden alıntıdır.
  • Bir gün tekneyle Ada'ya gidiyorum. Kaptanım çok tehlikeli bir tip, hem köylü, hem sosyalist, hem de her kitabı yarım okuyan takımından. Bana konuşma sırasında " Hiç hata yaptınız mı Müjdat Bey? " dedi. Ben de " Çoook " diye yanıtladım. "Ben hayatımda hiç hata yapmadım" dedi. "O zaman sen hiçbir şey yapmamışsın" dedim. Hatalarımla övünecek halim yok, ama bu yüzden de kendimi çok suçlayamam. O hataları yapmasaydım, bazı doğruları yaşayarak bulamayabilirdim. İyi mi yaptım, kötü mü yaptım, zaman onu bize söyler.
  • 432 syf.
    ·19 günde·5/10
    Güzeldi. Ağırlıklı olarak ikili ilişkiler ve kendi düşüncelerinden bahsediyor. Müjdat Gezen ana tema gibi çoğu başlık altında geçiyor. İyi adam vesselam ama bu kadarına gerek yok diye düşünğyorum. Bazı başlıklar bazı kitaplardan alıntı yapılmış. Kendisi de bunu dile getiriyor. Net söyleye bilirim 10 adet kitap reklamı yaptı. Birde bu tarz yazarlar artık baydı. Aynı şeyler yazılıp durmadan prim elde ediliyormuş gibi geliyor bana. Bazı can alıcı başlıklar var. Çok etkilendim. Ama gelin görün ki o başlıklardan biri Sinan Meydan 'ın, biri Yılmaz Özdil' in, biri de Sinan Meydan'dan alıntı.
    Bu saydığım yazarların kitabını okuduysanız bu kitabı okumaya bilirsiniz. Emin olun birşey kaybetmeyeceksiniz.
  • 72 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Dünyanın en 'değerli' eşeğini miras olarak alan Adem Boncuk ve Halktaş Holding'in karakomik hikayesini Müjdat Gezen'in usta kaleminden dinliyor olmak ne güzel.
  • — Eğer teklifimi kabul etmezsen yarından itibaren bütün basında aleyhine kampanya açarım.
    — Yani...
    — Yanisi «Eşeğin karnında hiç bir şey olmadığı anlaşıldı» diye bir manşet atmam kâfi. Hayatın söner.
    — Yani açıkça şantaj ha?
    — Ne dersen de.
    — Hep böyle mi yürütüyorsunuz işlerinizi?
    — Sayılır, isteklerimi kabul etmeyen birini dilime doladım mı hayatı kaydı demektir.
    — Bunun adı gazetecilik mi oluyor?