Biz Eski Türkiye de Mutluyduk...
Birden lise yıllarımın Floryası'nı hatırladım. Eski Türkiye'nin eski Floryası'nı... Yaz tatillerimizin bazı gecelerinde Şenlikköy'den başlayıp, tarlalar ve her türlü meyve ağaçlarının yemyeşil bir örtü gibi kucakladığı bahçelerin arasından geçerek, o zamanki adıyla Yeşilköy Havaalanı'nı çevreleyen tel örgülere çıkardık. Eski Türkiye'de terör olmadığından kimse bize, "Hey, gençler! Nereye gidiyorsunuz?" diye sormazdı. Biz de tel örgülerin hemen yanı başına uzanarak, uçakların iniş kalkışlarını izlerdik. Hele "Caravelle"lerin lastiklerinden kıvılcımlar çıkararak piste konduğu anların seyrine doyamazdık. Sonra yine aynı patikadan yürüyerek Şenlikköy'deki evlerimize dönerdik. Doğa öylesine bakirdi ki, yol boyunca önümüzden kaçışan tavşanlarla oynaşırdık. Gündüzleri de Florya plajlarının içinde kitap açılıp okunacak kadar berrak sularından çıkmazdık... O günlerin unutulmaz anıları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçerken aklıma, değerli okurum, yazar Türkân Şanverdi Avcı'nın eski Türkiye'yi anlatan şu satırları geldi: "Günümüzün güç ve kibir sarhoşu egemenleri 'Gençlere eski Türkiye'yi anlatın,' dediklerinde yazmadan edemedim. Yaşım 41 olduğu için az çok biliyorum eski günleri çünkü. Doğru, biz çocukken, gençken, şimdiki neslin için-de bulunduğu teknolojiyi, imkânları hayal bile edemezdik. O yıllarda bize konulan yasaklar bilgisayar, tablet, telefon kullanımı değil; terli terli soğuk gazoz içmemekti mesela. Sosyal medya, mahalledeki teyzelerdi. Sansür, el âlemdi!.. Okula yürüyerek gider gelirdik, ailemizin durumu ne olursa olsun aynı semttekiler aynı devlet ilkokulunda okurlardı. Sıra arkadaşımızın dinini, kökenini falan bilmezdik. Bir tek bitlendiğimizde ayrılırdık. En pahalı, en inanılmaz karne hediyesi bisikletti. Çeşit çeşit kurslara gitmemek için değil, öğlen
Sayfa 382 - Sia Kitap, Birinci Basım Aralık 2019·Kitabı okudu
Biyografi
17 Yaşımda galiba ilk şiirim basıldı. İsmi ''Serviliklerde'' Bir inilti duydum serviliklerde, Dedim ki <<Burada da ağlayan var mı? Yoksa tek başına bu kuytu yerde Eski bir sevgiyi anan rüzgar mı? Hayata inerken siyah örtüler, Umardım ki artık ölenler güler, Yoksa hayatında sevmiş ölüler Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı?
Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şöyle diyor Ekber...
-Çok kitap yazıldı Nazım üzerine. Birgün ''Biyografinizi kendiniz yazmayı düşünüyor musunuz? diye sordum. ''Hayır'' dedi ''Benim için dün yoktur, yarın vardır sadece. Genede yazdı, Nazım, kendini kendi gibi...
Sayfa 10 - Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları·Kitabı okudu
Belki yazmasaydı daha tez ölürdü Nazım...
Sayfa 9 - Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Bu cennet vatana nasıl kıydınız.?
Eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıplak yere serilmiş. Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Günü gelir çarh düzüne çevrilir, günü gelir hesabınız görülür, günü gelir sualiniz sorulur: Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Türk'e yeni bir Kutsal İsyan şart oldu...
Nazım geminin lomboz deliğinden İstanbul'a bakıyor. Şöyle diyor: "İstanbul umurumda değil şimdi, ben Anadolu'ya gidiyorum... Mustafa Kemal'e"