Memleketi Çorum'u çok zaman sadece resimlerde gören, İstanbul Doğumlu, hayalperest, idealist, çok okuyan, hastalık derecesinde yazıp, çizim yapan, her insan kadar kusurlu, evli, iki (+1) çocuklu, çalışan, bir yurdum kadını...
Stilist /Yazar
İ.T.Ü Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakultesi / Moda Tasarım
“Yani diyorsun ki kendi gerçeklerine gözlerini kapamasının sebebi benim derinlerimden korkması, bu yüzden boşanamam diyerek kendi sığ sularına çekmeye çalışıyor. Sanem ben yüzeysel ve sığ olmak istemiyorum, bu süreçten pişman olup onu suçlamak da istemiyorum. Ben sandım ki benim için doğru kişi o ama…”
“Ah Rose. Doğru kişi diye biri yoktur. Uyumlu ilişki diye bir şey vardır. Bu da çoğunlukla; patolojilerin, defektlerin, bozuklukların ve ihtiyaçların uyumudur.”
“Doktor kafasıyla konuşma benimle, bozuk olan o mu ben miyim?”
Sanem ağlamakla gülmek arası kıkırdadı. Müjde Aklanoğlu
Sevdiğini sanarak destek verdiğiniz kişi güçlendiği zaman bırakacağı ilk kişi siz olursunuz. Çünkü size baktıkça eski zayıflığını unutmayacak. Eskiler buna, "Körün gözü açıldığında kırdığı ilk şey bastonudur." demiş. Müjde Aklanoğlu
Ahlaklı olduğu için kendisini seçilmiş, kurtarılmış sanarak insanların ahlaki yapısını yargılayan her birey ahlakını… ahlaksız olduğu için de kendisini zeki, farklı ve aşmış görerek inançlı insanları aşağılayan her birey de kişiliğini sorgulamalıdır.” Müjde Aklanoğlu
Kendi evinde gurbeti yaşamak diye bir şey var. Her akşam orada uyuyor, her sabah orada uyanıyor, işten ya da alışverişten oraya geliyorsun ama kendini oraya ait hissetmiyorsun. Çok zaman yük gibi, bazen fazlalık gibi çok zaman işe yarandığın sürece değer gördüğünü bildiğim kendini kanıtlama çabası gibi...
Gereksiz fedakarlık insanın ömründen, çok fazla kendinden vermek psikolojinden götürür. Kendine değer verdiğin gün herkes sana değer algısını yeniden yapılandıracak, hala geç değil kendi içinde, kendi evinde gurbeti yaşama. Sadece kendini sev yeter. Müjde Aklanoğlu
Başkalarının ne düşündüğünü keşkelerimi gömdüğümde bıraktım. Önceden şöyle olsaydı böyle olsaydı diye düşündüğüm tüm keşkelerimi iyikilerim yaptığım gün anladım ki her keşkem bir tecrübeme kapı aralamış ve her tecrübem beni daha olgun, daha sabırlı, saha pozitif bir sürece çekmiş. Geçmişte nefes alamadığım süreçlerde çöküş başlardı, şimdi her çöküşün içinde şifanın saklı olduğunu bilecek olgunluktayım. Artık keşke değil, neyse değil, meğerse değil, "Derdi veren Allah dermanı da vermiştir, "Hasbinallah ve nimel vekil," diyorum çünkü o ne güzel vekildir. Müjde Aklanoğlu