Türk Tasavvufunun değerli İsmi Prof. Dr. Haşim Şahin ve kitabı, “Dervişler, Fakihler, Gaziler/Erken Osmanlı Döneminde Dinî Zümreler (1300-1400)”
Geçmişin girdaplarında savrulmuş bir millet ve gerçeğin sırlarına toprak dökülmüş bir gelecek! Ne kadar zor değil mi böyle zengin ve kökleri olan bir eşsiz ulusun, kendi miraslarını araştırmak için başka devletlerin, milletlerin arşivlerine gerek duyup araştırmalarına dipnot olarak o yerleri yazması! Ve bizim; ilköğretimden itibaren tarih denildiğinde edindiğimiz kirli bilginin, “Savaş, toprak, harem,” olarak algımıza kazınması… Ne ürkütesi milletini tarihten soğutan keskin öğreti… Oysa Tarih’ini bilemeyenin gelecekte maneviyattan eksik kalacağını herkes öğrenmeliydi.
Prof. Dr. Haşim Şahin, alanından adını duyurmuş, yaptığı araştırmalar, yazdığı makaleler, sürekliliği olan köşe yazıları ve hiç bitmeyen temposuna uyum sağlayan tarih tutkusuna dinamik sağlayan samimiyetiyle, kıymetli bir akademisyen… Hayır sadece eğitimci değil, hoca, abi meclis ehli, yılmadan bıkmadan kültürünü anlatmak için sohbetlere katılan, sebep ve neden gözetmeksizin bilgisini paylaşan, alçak gönüllü keyif ehli... Haşim Şahin bu eserinde tarih okumayı sevmeyeni hedef almış gibi…
Kitaba başladığımda beklentim klasik bir tarih okumaktı ve açıkçası kendimi bu doğrultuya hazırlamıştım. Her hafta belirli sayfa ve belirli konuları sıkılmadan ama tatmin olarak devam etmek için düzenimi programlamıştım. Ancak kitap olarak algılanan, eğitimin temel taşlarından biri olması gereken bu mini tecrübe (kılavuz) kitabı, daha ilk sayfalardan öyle bir bağladı ki beni, bazı sayfalarını tekrar okuyup sindirme ihtiyacı hissettim. Kısa ama detaycı niteliğini, mizahi ve akıcı mevcudatını bırak aylara yaymayı, saatler geçmesine rağmen elimden bırakamadım. Diğer