Çok minik ve kahverengi bir ben burnumun üstüne ne zaman konmuştu hiçbir fikrim yok. Ben onu aynada görünce "İnanmıyorum insanların normal yerlerinde beni olurken bendekinin burnumu seçmesi nedir?" diye ablama söylenmiştim. O da tepkime kahkaha atmış "Abartma Asra, dikkatli bakmadan fark edilmiyor bile. Rengi de koyu değil, büyük de değil." demişti. Ben de "Çıkmadan önce bana sorması lazımdı. Anladım ben o da ama ben daha büyük bir benim sonuçta! Niye çıktın ki, çıkmayı biliyorsan geri gitmeyi de bilirsin bence. Geri gitmeyi mümkün kılar mısın?" diye mutsuz bir şekilde konuşmuştum.
Ondan birkaç hafta sonra ablamın arkadaşı bize gelmişti ve beni görünce "Yaa, benin ne kadar tatlıııı." diye coşkuyla şakıdığında biraz kalakalmıştım. Dalga geçtiğini düşündüm. "Hangisinden bahsediyorsun anlamadım?" dediğimde ve ablama baktığımda "O ne diyor?" edasıyla. Bana "B. benlere bayılır. Garip bir şekilde normalden çok seviyor. Resmen aşk yaşıyor. Böyle bir özelliği var." deyince ilk kez duyduğum özelliğe şaşırken kendisi "Burnundaki çok tatlı. Sevimli ve hoş bir hava katmış sana." dediğinde "Hm öyle mi, bi de o mu cidden? Habersiz ve gıcık şekilde çıktığı için sevmiyorum. Büyük ve koyu olmadığı için teşekkürlerimi ilettim ama çokça minik olsa da sayısı bence aşırı oldu. Artık burnum bile boş değil ya. ><" diye gülerken o da gülmüştü. Ablamın en sevdiğim arkadaşı. Ablam yüzünden tahammül etmiyordum, ben de sevdiğim için ve enerjisini güzel bulduğum için arada oturmuştum onlarla.
Benim de benlere bir düşmancıl tarafım yoktu o zamanlarda da ama benim bedenim yani, habersiz, izinsiz ne alaka? Birkaç tane daha vardı. Neyine yetmemiş de orada da çıkarası geldi?
Aşırı sevmem ama severim ve tatlı bulurum bazen. Genel olarak nötrüm. Ama kendimde gıcık kaptım. Bir de düzenli de görünmüyor,
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üçüncü konuğumuz olan @Cekumas'nin okuyup sevdiğiDoktor Moreau'nun Adasınıyorumlayacağım.
Bilim kurgunun babası olan H.G. Wells'in mükemmel kitaplarından biridir.
Kitap boyunca ağzınız açık okuyabilirsiniz çünkü ben öyle okumuştum.
Kısaca konusu denizden Doktor Moreaunun yardımcısı tarafından kurtarılan bir adamın başından geçenleri anlatır. Adam adaya geldiğinde dönmesi için sıradaki gemiyi beklemesi gerektiğini öğrenir lakin gemi çok uzun bir süre boyunca gelmeyecektir. Bu yüzden adam adada kalmak zorunda kalır. Adam garip çığlık sesleri ve sanki insana benzemeyen kişilerle karşılaşınca burada iyi şeyler olmadığını anlar. Kısa bir süre sonra Adam Doktor Moreaunun hayvanları insanlara çevirdiğini fark eder. İşin kötüsü ise başarısız olan denkler ormanda çıldırmış hâlde yaşamaktadırlar.
Adadan kaçma maceraları ve bolca aksiyonun bulunduğu bu kitabı gerçekten çok seviyorum.
Bu kitaba puanım: 10 olurdu.
Bu içerikte bana yardımcı olan Ceren'e teşekkür ederimmm🫂
Bu kitap hakkında yorumlarınızı aşağı yorumlara yazabilirsiniz.
Peki sizin bu kitaba puanınız kaç olurdu?
İkinci konuğumuz olan AyIşığıveGeceKitaplığı'nınokuyup sevdiğiPercy Jacksonkitabını yorumlayacağım.
Yunan mitolojisine bayılıyorum bu yüzden kitap beni kendine çok çekti. Mitolojik yaratıklar, Yunan tanrıları, macera ve dostluğun bulunduğu bu kitap beni gerçekten etkilemişti.
Kısaca konusu Percy Jackson adındaki çocuğun aslında bir Yunan tanrısının oğlu olduğunu öğrenmesiyle kitap başlar.
Percy Jackson kendisine atılan şimşek hırsızı iftirası yüzünden suçlu duruma düşer. Tanrılar arasındaki savaş engel olabilmek için dostları Annabeth Chase, Grover Underwood ile birlikte verdiği mücadeleyi konu alır.
Yazım dilli mükemmel, aşırı akıcı daha ne olabilir. Percy Jackson ve Olimposlular - Şimşek Hırsızı
Benim bu kitaba puanım: 10 olurdu.
Bu içerikte bana yardımcı olan AyIşığıveGeceKitaplığı'na teşekkürlerimi sunarım.
Kitap hakkındaki görüşleriniz aşağıdaki yorumlara yazabilirsiniz.
Peki siz bu kitaba kaç puan verirdiniz?
Felsefenin ontoloji, siyaset, mantık gibi şanlı kolları varken neden estetik ve sanatla ilgilendiğimi sormuştu birkaç kişi. Çünkü çoğu insan sanatla ilgilenmenin zengin hobisinden öte bir şey olmadığını düşünüyor. Öyle ya iyi bir resim ya da heykel ancak ev dekore edebilir. Hala görüyorum bazen yorumlarda “hakikatin peşindeysen, hakikati araştırıyorsan…” şeklinde başlayan ve sanatın hakikatini küçümseyen ifadeler. Ben sanırım kendimi anlatamadım. Hakikat denen bir şey olmadığı ve hayatta katlanabilmenin en iyi yolu sanat olduğu için sanatla ilgileniyorum. Tarkovsky’nin sevdiğim bir sözü var, “Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır.” demişti. Bu sanat 15. yüzyılda resim ve heykeldi. Şimdi ise sinema, şiir, müzik, edebiyat… Yol değişebilir ama örtülü amaç hep aynı diye düşünüyorum. Yaşamı anlamak ve katlanmak.
Hakikatperest değilim. Sonsuz deneyim ufukları var benim için yalnızca. Ben bir müzik dinlerken veya bir film izlerken o nesne öznede nasıl bu etkiyi yaratıyor; nasıl özneyi ele geçiriyor; nasıl bazı şeyler bizi büyülerken diğerleri sıradan geliyor; nasıl ortaya haz duygusunu ortaya çıkartıyor ve nasıl kendine yeni bir gerçeklik yaratabiliyor bunları merak ediyorum. Sanat yapıtını ve estetik deneyimi anlamaya çalışıyorum. Anlayayım ki tüm dünya deneyimim tıpkı sanat deneyimim gibi estetikleşsin, yürümek dahi dans etmek kadar zevk versin istiyorum.
Sonsuzun değil; yaşamın peşindeyim.🌱
-Pelin Dilara Çolak