Eski bir kitapta okumuştum, "Zaman ölümle hesap edilir" diyordu. Anlamamıştım ne denmek istendiğini. Ama şimdi anlıyordum. Ne kadar ölüm görürsen o kadar büyürsün demek istiyordu kanaatimce. İşte ben de dedem ölünce büyümüştüm.
(...)
Ölüme katlanmanın tek çaresi iman etmekti.
(...)
"Ben geldim dede" dedim sanki beni duyacak gibi. Duyuyordu bence, inanıyordum buna.
Güzel insanlar vardı, hep vardı. Umut hep vardı. O an düşündüm ki herkes kendi zamanından elbette şikayetçidir. Benim hayran olup da 'keşke' diye iç çektiğim o eski vakitlerde yaşayanlar da kendi zamanlarında benim dertlendiklerimden dertlenmişlerdir elbet. Lakin onlar, yüzler, binler değilse bile aradan çıkan birkaç kişi değiştirmiştir filemi. Bir kişi, bellti de bütün bir zamanı güzel kılmaya yeterdi. İşte bu halde o haldi. Beyhude şikayete gerek yoktu.
Oturduğu yerde ellerini açmıştı ve gözleri kapalı halde dua ediyordu. O an anladım ki burası sadece bir sahaf dükkllnı olamazdı, burası Ömer Efendi'nin dergillııydı ve gönlünü vermişti kitaplara. Zaten kitabın kokusunu bir defa ciğerlerine çeken müptela olur da bu dertten bir daha kurtulamazdı.
Böyle bir hayat yaşamak isterdim belki de. Kitapların arasına gömülmüş biri olarak, insanlardan çok kitaplarla hemhal olarak yaşamak ... Gönül kırmadan ve gönlüm kırılımadan yaşamak. ..