• Yaşasın dünyanın tüm gettoları!
    Yaşasın banliyöler!
    Yaşasın köyler!
    Yaşasın işçiler!
    Yaşasın azınlıklar!
    Yaşasın mülteciler!
    Yaşasın eşcinseller!
    Yaşasın siyahiler!
    Yaşasın fahişeler!
    Yaşasın mahkûmlar!
    Yaşasın meczuplar!
    Yaşasın ötekiler!
    Yaşasın sokaklar!
    Yaşasın doğa!
    Yaşasın hayat!
    Aytuğ Akdoğan
    Sayfa 135 - İkinci Adam Yayınları
  • Şunlar insan duyguları... Ölüm korkusu, acı, çile; katliamlar, mülteciler, açlık; kalbimize yürüyen büyük ırmaklar. Şurası Afrika, Güney Amerika, Asya; adaletin yüksek dağları... Bu haritayla hangi ülkeye gidilir? Haksızlığın ülkesine mi?
    Hüsnü Arkan
    Sayfa 182 - Kırmızı kedi
  • Türkiye tarafından kabul edilecek Türkistanlı mülteciler Güney Almanya'da, Augsburg'daki bir kampta Türkiye yolculuğunun başlayacağı günü bekliyordu. Dr. Rahimi ve eşi de zaman zaman bu kampa geliyordu. Ruzi, Dr. Rahimi ve eşinin kampta bulunduğu bir gün CIS subayı Spiegler'in kendisine tahsis ettiği arabay la Augsburg'daki kampa geldi. Görevlilere Türkiye'ye gidecek hemşerileriyle vedalaşmak istediğini söylemişti. Gerçekten de yakında yola çıkacak olan eski silah arkadaşı lejyonerlerle vedalaştı. Daha sonra kampın kantİninde Dr. Rahimi ve eşiyle de görüşüp bir şeyler yediler. Rahimi'nin eşiyle vedalaşan Ruzi, Dr. Rahimi'ye kendisiyle biraz özel olarak konuşmak istediğini söyledi ve bir kenara çekildiler. Ruzi ona Komintern görevlisi, Rus ajanı kadınla ilişkisini bildiğini söyledi. Rahimi hayretle, "Sen bunu nereden biliyorsun?" diye sordu. Ruzi bütün ilişkilerinin Amerikalılar tarafından bilindiğini, saklayıp inkar etmenin fayda sağlamayacağını, en doğrusunun Amerikalılarla görüşüp bütün gerçeği itiraf etmek olduğunu belirterek, isterse kendisini Amerikalılarla buluşturabileceğini, zaten bu durumda artık Türkiye'ye gitmesinin de mümkün olmadığını söyledi.
    Dr. Rahimi bir süre sonra Rosenheim'da CIS ofisine geldi ve Ruslarla ne zaman çalışmaya başladığını, bilgileri kimin aracılığıyla, nerede ve nasıl teslim ettiğini, onlara hangi konularda yardımcı olduğunu bir bir anlattı. Kayyum Han'la sık sık görüştüğünü, onunla bol bol içki içtiklerini, Kayyum Han'ın biraz sarhoş olduktan sonra bütün temaslarını, özellikle İngilizlerle çalışmalarını anlattığını belirtti. Kendisinin de bu bilgileri Ruslara ulaştırdığını, yüzlerce Türkistan lejyon subayını yakalattığını, Türkiye'ye gitme sebebinin orada NKVD-GPU için çalışmak olduğunu söyledi.
  • 48 syf.
    ·1 günde·4/10
    Belki hatırlarsınız! 2015 yılında Eylül’ün 2’sinde henüz daha 3 yaşında olan Aylan Kurdi’nin cesedinin sahile vuruşunu televizyon ekranlarından görmüştük ve güvenli bir yere ulaşmak isteyen Suriyeli‘lerin dramını bu bebekle birlikte daha bir derinden hissetmiştik. Bu drama neden olanları da ayrıca sorgulamış ve Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası alanda gerekli tüm girişimlerde korkusuzca yer almaya çalışarak tek başımıza Suriye’lilere kucak açmış, Osmanlı devlet kültüründen gelen mazluma sahip çıkma geleneğine uyarak topraklarımızda “Geçici Koruma” hukuki statüsüyle barınma hakkı tanımışdık..
    .
    Mülteci sorunlarına kendisini adamış bir Afgan olarak öncelikle Afganistan ile ilgili sorunlara odaklanmış olan ve bu konuyla ilgili çeşitli görevlerde yer alan yazar, bu kitabın tüm gelirini, iyi niyet elçisi olarak görev aldığı Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR: The UN Refugee Agency) ve Khaled Hosseini Foundation’a aktardığını belirtmiş. Şahsi olarak mülteci kamplarını ziyaret etmeye ve çeşitli platformlarda bu sorunu dile getirerek bağış toplamaya devam edeceğini de belirtmiş fakat Suriyeli’lerle ilgili ne tür projeler düşünüldüğünü veya UNHCR olarak yapılan faaliyetlerden hiç bahsetmemiştir! Dolayısıyla bu kitabı satın alarak Suriyeli’lerle ilgili amacın tam belli olmadığı bir platforma para vermek yerine aslında Türkiye için gelir sağlayacak bir platform oluşturulması daha mantıklı geliyor ve kitaptan elde edilen gelirleri, Türkiye’nin tek başına yüklendiği bu büyük sorumluluğu hangi batılı ¡medeni! devletlerin ne şekilde desteklediği ve destekleyeceği hakkında bir fikir vermediği için pek de güvenilir bulmuyorum. Özellikle bu konular detaylandırılabilirdi ve insan olan herkesin yapabileceği hususlardan bahsedilebilirdi. Çünkü kitap severlerin oluşturmadığı ve oturdukları yerden de çözemeyecekleri bu dram için asıl sorumluluk sahiplerinin duyarlılık seviyeleri ise meçhul.
    .
    Açıkçası “Uçurtma Avcısı” ve “Bin Muhteşem Güneş” gibi 2 başyapıta imza atmış yazardan beklentisi yüksek biri olarak, bu dramı anlatmak ve daha büyük bir farkındalık yaratmak için çok daha iyi bir kitap yazabilirdi diye düşünüyorum. Umarım beklediği başarıyı elde eder ve gerçekten faydalı olmayı başarabilir.
  • 233 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Alper önceden özel kuvvetlerde iken istifa eden simdilerde mafya ile cebellesen biridir.
    Zeynep ise bir karakolda komiser olarak görev yapmaktadır .Tesadufler ikisinin tanışmasına vesile olacaktır .
    Kitapta suç ,mafya ,mülteciler ,yasa dışı güç unsurları, uyuşturucu,cinayetler bir yandan da görevini yapmakta olan polisler anlatılmıştır.
    Cinayetler işlenip olaylar gelisse de Alper'in kuş gibi kalbi vardır. Fakir gördüğü zaman elinden tutan, edebî sohbet yaptığı öğrencileri olan ve bununla ilgili yazılar yazan günlük tutan biridir.Bir akşam çöpten yiyecek toplayan bir kız görür adı Eyluldur.O akşamdan sonra Eylül 'ün okul ihtiyaçları dahil tüm masrafları üstlenir.Babasini ise aldirir.Eylul'u kardeşi gibi görmeye baslar.Eylul de onun iş yerine sık sık ziyarete gider.
    Kitapta hayatin gerçekleri de unutulmamış ,Zeynep işini kusursuz yapmasına rağmen Alper'e içten içe hayranlık duyar ve aşık olur.
    Alper ile komiser Zeynep arasında birliktelik olacak mi?
    Yoksa bir gün Komiser Zeynep Alper'i tutuklanacak mi?
    Kitapla ilgili bir kaç alıntı paylaşmak isterim sizlerle..
    Ötelerden uzanır ansızın bir el, alev kokan nefesi dolanır kaldırımlarda.Kuslari düşünürüm o vakit , hangi acının titrek dalından kanatlanmislardir karanlığa .Duvarlar ürkek, sokaklar titremede.Bir el dokunur bam teline .
    Zaman anlamsız ,mekan desen benden köhne.Ay kesiği var yaralarinda bazılarının .Bir çocuğun dudaklarinda merhemi.Kim bilir öper mi dudaklariyla yüreğimi.Kim bilir kapatır mi minicik elleriyle gözlerimi?
    "Kandaslarim, gardaslarim "
    Evet ne olursa olsun bu gün planımızı uygulayacağız .Biz hiç birimiz bu kavgadan sağ cikmayacağız ama ırkimizin gözünü açacağız.İsteyen şimdi geri dönsün çünkü bundan sonra dönüşü olmayacak "
    Keyifle okudum yazarımızın kalemi daim okuru bol olsun
  • Sayıların tahmini, ahlaki yargılardan ayrılması her zaman mümkün olmayan karmaşık neden sonuç sorularını kapsar... Bir savaş sırasında veya ertesinde açlıktan ya da hastalıktan ölenler savaş zaiyatı sayılır mı? Çektikleri acıdan dolayı hayatları kısalan mülteciler sayıma dahil midir? Maruz kaldıkları fiziksel ve ruhsal hasara yıllar sonra yenik düşen işkence kurbanları bu hesaplarda yer alıyor mu? Portakal gazına, seyreltilmiş uranyuma maruz kaldıklari için acı dolu kısacık hayatlar süren bebekler zaiyat listelerinde yer bulabiliyorlar mı? Cinsel şiddetin askeri bir strateji olarak kullanılması sonucunda tecavüze uğrayan kadınlar zamansız ölürlerse ölümleri istatistik tablolarında belirtilecek mi?
  • O özel uçağına binerek pırıltılı hayatına uçarken, mülteciler çadırdaki sobadan zehirlenen çocuklarını çamurlu toprağa gömmeye devam ediyorlardı.