Sevgili çocuğum,
Sana yalan söylemeyeceğim; sana hamileyken midem bulanıyor ve bu berbat bir his. Böyle bir durumda insanın ilk tepkisi, içten içe karnındaki çocuğu suçlamak oluyor. Kadınlar bu durumda 'ah. annemi şimdi anladım!': ·annelik!': ·anne olmak ne zormuş! Artık annemin gözümdeki değeri arttı:' gibi sözlerle, annelerini ve anneliği kutsallaştırıyor, bunun aslında, çocuğu örtük biçimde suçlamak olduğunu fark edemiyorlar. Mide bulantırnın kutsal bir tarafı falan yok. Söylediğim gibi, kötü, berbat bir şey. Ama ilk tepkimin seni suçlamak olduğunu fark edebilmeliyim ki sonra bu hatamı düzeltebileyim. Ne de olsa, senin bu işte suçun yok. Seni ben istedim, ben çağırdım; kendi istek ve irademle sana hamile kaldım. Sana hamile kalmadan önce, hamileliğin bulantı, doğum gibi birçok tatsız şeyi beraberinde getireceğini biliyordum. Eğer bunları düşünemediysem, göze alamadıysam, suçlu olan benim. Sen her şeyden habersiz olarak geliyorsun. Bunları benim gibi baştan bilmeden.
Hakkında hiçbir şey bilmiyorum ve sen bu bilinmezlikle güzelsin. Sen kim olduğunu kendin anlatacaksın; anlattığın şeye kulak verebilmek için elimden geleni yapacağım. Kız mı erkek mi olduğunu, kadınları mı erkekleri mi seveceğini, hangi konuda neler düşüneceğini, neye inanacağını bilmiyorum; hepsini senden öğreneceğim. Erkek olup kendinden yirmi yaş büyük bir kadınla ya da canın kimi isterse onunla evlenmek isteyebilirsin; evlenmeyi istemeyebilirsin. Engelli olabilirsin, maceraperest olabilirsin, eşcinsel olabilirsin; her türlü kabulümsün. Sana vaaz vermeyeceğim; kendi cinslerinden
hoşlanıyorsan, oturup seni dinleyeceğim, anlamaya çalışaca ğım. Sana 'ama bu uygun değil, çünkü şöyle şöyle'' dememin, senin gerçek hislerinle bağ kurmanı engellemekten başka işe yaramayacağını, olanı yok edemeyeceğini,