Araştırmaya başlamak için iyi bir eser.
7/10
·496 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 15:25
Anlatış tarzı akademik olmamakla birlikte ve anlatılan bazı konular tartışmalı olsa da, ciddiye alınması gereken bir kaynak. Kitaptan; Anadolu’daki Alevilik; büyük bir milletin kendi kimliğini korumak ve geleceğe aktarmak için verdiği ideolojik ve kültürel mücadelenin yarattığı bir model oldu. Osmanlı tarihinin yeniden ve doğru olarak yorumlanması sonucunda; devlet tarafından hedef alınan kitlelerin Türkler olduğu görülecektir. Türkleri de temsil eden Aleviler; eski deyişle Kızılbaş Türkmenler oldular. Bu yüzden de İstanbul yönetimi ve onun çarkını çevirenler; Türk’ün katledilmesi yolunda görüş bildirdiler. Önceden de aktardığımız üzere, daha 1492’de; Topkapı Sarayı’nda genel sekreter olan Hafız Hamdi Çelebi (Kadimi) şöyle diyordu: “Ey Kadimi; Türk’e hiç olma yakın / Sözleri inciden bile güzel olsa / Sakın olma Türk’e yakın, asla / Başını kes, kanını dök hiç üzülme / Baban bile olsa Türk’ü öldür.” Şeyhülislamlar da Allah adına karar verip, “Kızılbaş öldüren cennete gider!” diyerek katliama yol verdiler. Yetmedi; “Kızılbaşlar, mumsöndü yaparlar; kestikleri yenmez!” biçiminde iftiralar uyduruldu. Türk milletinin geleneğini-göreneğini, dilini, sanatını, yaşam tarzını yaşatan kitleler “yasadışı, kötü, haksız, pis, sapkın” ilan edildiler. Türk adı altında Kızılbaşlar (Aleviler); Kızılbaş adı altında Türkler; yok edilmesi gereken yığınlar olarak damgalandılar.Onlar; bunca baskıya kırımlara karşın kimliklerinden dönmediler. Ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli olan “kültür”ü geçmişten bugünlere getirdiler.Bu yüzden; hem dayanışmacı, eşitlikçi, halkçı yapılarıyla sosyalist oldular; hem de millî kimliğin en saf ve en kararlı taşıyıcıları olarak gerçek milliyetçi oldular. İslam’ı da şekle göre değil; doğuş özüne uygun olarak yaşadıkları için de kendilerini mümin saydılar.
Türk AleviliğiRıza Zelyut · Kripto Basım Yayın · 200966 okunma
Davam
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2021 233. kitabı
Necmettin Erbakan (29 Ekim 1926, Sinop - 27 Şubat 2011, Ankara), Türk siyasetçi, mühendis, akademisyen ve Türkiye başbakanı. Başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinden sonra istifa etmeye zorlanmıştır ve kendisine 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir. Kayıp Trilyon Davası'nda 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın dört çocuklarının en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkez,[1] baba tarafı ise, 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan, Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır.[2][3] İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. 1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesini 1943'te birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te, öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı.[2] Teknik üniversitedeki dönem öğrencileri arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden 1948 yılında mezun oldu. Aynı yıl "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu (1948-1951). Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi. Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de (Aachen Teknik Üniversitesi) doktorasını yaptı. Klockner Humboldt Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman ordusu için araştırma yapan DVL
1000Kitap
DavamNecmettin Erbakan · Mgv Yayınları · 20176bin okunma