Elif

Elif
@munferit_
K🪻 İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî Allahumme inni eseluke fi sebilike ve vefaten bi beledi resulike
93 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
@munferit_·
·
sabitlendi
Ben Kudüsüm
Ey Rabbim! “Peygamberle başbaşa konuşacağınız zaman, Bu konuşmanızdan önce bir sadaka verin.” Buyuruyorsun. Benim tasadduk edecek hiçbir şeyim yok, Gölgemde beni savunurken canlarını veren çocuklardan başka. Kabul buyur Allah'ım Beni duyur Allah'ım! Sübhân olan Allah'ım! Ya Rasûlallah! Ben Kudüsüm! Allah’ın dokunulmaz kıldığı üç hareminden biri. Yeryüzünün süslerinden bir süsüm, Kalbinde Mescid-i Aksâ’yı taşıyan. Sokaklarında Peygamberlerin yürüdüğü, Güldüğü, ama hep öldürüldüğü şehir! Bu yüzden uzundur yasım! İniltilerini duyduğun, derdini dinlediğin o kütük misali, Beni de duy, beni de dinle! Bugün hem garip, hem de mahpusum. Ebvâ’dan döndüğün günkü gibi öksüz. Taif’te taşlandığın günkü gibi sahipsiz, Ebu Talip mahallesindeki gibi yalnız, Tepeden tırnağa pusum!
Filistin
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kasım 1980, İsmail Heniye ve Yahya Sinvar 🇯🇴
Endişeli, kuşkulu bir duygu geçti içinden, fakat soluk aldığını fark etmişti oğlunun. "Cumali!" diye seslendi, sesinde endişelerin, kuşkuların bütün tonlarını vurgulayarak. "Deli olacaksın oğlum." Cumali irkilerek açtı gözlerini, fakat hiç bir olumsuzluk yoktu irkilmesinde. Tersine, nerdeyse içine sevinçler dolduğunu șaşkınlıkla ayrımsadı ama neye sevindiğini anlayamadı. Güleç bir yüzle baktı anasına. Deli olacağını belki de ilk kez anasından işitmişti, belki bunun içindi, gerisini düşünmedi, düşünmek de istemedi. Çekirgelerin ötüşlerini yeniden işitmeye başladı.
Sayfa 103
Bir keresinde, bir yerde insanın ağlaması gerektiğini öğütleyen bir şey okumuștu. Ne ki nasıl ağlaması gerektiğini bilmiyordu. "Ağlayıp napacaksın kardeş?" demişlerdi ona. Şaşırmış, bocalamış, işin içinden çıkamamıştı. Sonra kendini zorlayarak: "Belki böyle ilerleriz." demişti. Bu kez de: "İlerleyip napacaksın kardeş?" demișlerdi. Gülünç düştüğünü sanıyor, gülünç düşmüş olmaktan korkuyor, ama korkusunu hissettiği anda bu kez de nefsinin bir başka oyununa gelmiş olduğunu derinden derine duyumsuyordu. Gülünç düşmekten niçin korkuyorum, diye soruyordu kendi kendine ve cevap veriyordu: çünkü nefsim gülünç düşmeyi istemiyor. Öyleyse gülünç düşmeye mi çabalamalıydı? O zaman da: "Gülünç düșüp de n'apacaksın kardeş?" mi diyeceklerdi kendine? Hayır, bu işin içinden çıkamayacaktı.
Sayfa 100
Oh, oh, çok iyi. Şimdi iyiyim diyen insanlara da pek rastlanmıyor. İyisin demek. Ne güzel.
Sayfa 26