vusLat

Sen benim içimdeki toplu katliamdın... Sonra gün geliyor, kuşanıyorsun cebindeki son kuruşluk misali umutlarını. Yetmiyor üzerindeki yalnızlıklarını örtmeye belki, belki hala üşüyorsun gün değdiremediğin karanlıklarında fakat yine de vazgeçemiyorsun işte hayallerinden. Her son yeni bir başlangıç diyorlar sorduğunda ve her başlangıç yeni yeni sonlara ana! Bir tuhaf düzen, tuhaf bu yeryüzü... Ömründeki her bir yaşı sadece bir defa yaşayabilen bedenimiz aslında kaç ölüm, kaç doğum barındırıyor bir bilsek. Tam inanmışken var olmaya koparıyorlar içini özünden. Yatıp gidecekken kapkara topraklara, can suyu oluyor hiç bilmediğin bir damla ve yeşeriyor yaprakların sonra, kuruduğun yerinden.
1000Kitap
Reklam
Sansür yemiş bir insanlığın sansürsüz lisanıyla siliyorum şimdi o sen olmayan seni benden! İyi ol falan da demiyorum üstelik. Çünkü iyilik hala lazımdı yaşanılan bu coğrafyaya. Bir susana bin küfürlü promosyon misali elime tutuşturduğun dünlerini tamamlıyorum kırgın günlerimle. Meteliksizliğimin üstü yarına kalsın. Ve benim bu göz kapaklarımın ardına saklandığım karanlık, inan gökyüzünün aydınlık olduğu gerçeğini değiştirmez.
Bari düşLerimde saf ve temiz bir meLek kaLsaydın... ŞehLâ
Şiir
Herkes gökyüzüne bakardı düşlerini yıldızlardan kaydırmak için, bense düşerdim düşümden kayan her bir yıldızla. Gece olunca uyuturdu onlar yalnızlıklarını, benim kimsesizliğim geceye uyanırdı. Soğuktu bütün karanlıklar ve masalları yoktu başucumun üstelik. Susardım simsiyah bir gökyüzüne avaz avaz, birilerinin kaybolmuş sesinden.
Şiir
Hep bir yerden yakaladım sanıyor insan yarını, sonra bugünü hep zarar ziyan. Azimle çabalıyoruz kurtarmak için dünün koma halini lâkin daha biz besmele çekmeden yükselebiliyor sâlâ...
Reklam