İbrahim Serdar Öznurhan

İbrahim Serdar Öznurhan
@munzevi38
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir mısra için baştan sona bir divanı hatmetmek. Okuma, öğrenme, anlama, dinleme, görme, bir düzeyden sonra bu hali alır; almak zorundadır. Bir mısra için bir divanı, bir couple için bir senfoniyi dinlemek, bir filmi sadece bir sahne için seyretmek bazılarına beyhude bir çabaymış gibi gelir. Zarara uğramış, zaman kaybetmiş gibi hissederler kendilerini. Oysa hiç de öyle değil. En azından benim için öyle değil.
Bir mısra için baştan sona bir dîvanı hatmetmek... İnanın böylesi bir çaba hiç de yararsız değildir. Nitekim bir şarkıda geçen, "yolun zorunu yürümüştüm ben tanıştığımız zaman" mısraı, gerçekten de yolun zorunu yürümüş olanlar için şarkının tümüne bedel değil midir? Sanırım öyledir. Bütünü kucaklamak ya da elde etmek istediğimizi, kavuşmayı arzuladığımızı bütünüyle elde etmeyi, tümüyle kucaklamayı istemek kadar büyük bir gaflet olabilir mi?
"Ah, bir olsa, bari şöyle olsa!" bile diyemiyorsun, zira hayal nedir, arzu nedir, dilek nedir, umut ve ümit nedir hiç bilmiyorsun! Düş de göremiyorsun bu yüzden. Bir nida dahi kopup gelmiyor ki gaipten! Senin gaibin bile yok dostum. Neyin varsa el altında, göz altında... Ne garip ki herşey malumun. Sorun da burada ya, senin meçhulün de yok. Her şeyin malum.
Şeylere dikkat mi ediyorsun, dikkat mi kesiliyorsun söyle, ben de sana kim olduğunu söyleyeyim. Bu sorunun cevabını vermeden önce iyi düşün ey talib! Çünkü dikkat kesilmek, hayattan kesilmek gözüpekliğini gösterebilenlere özgü hususiyetlerdendir.