Bir romanı roman yapan nedir? Bir roman yazmak ne kadar zordur? Olay örgüsü müdür bizi kendine çeken? Okuduğumuzda olay örgüsü bittiğinde kitap da biter. Her kitapta bu örgünün oluşma süreci hakkında bilgi edinebiliyor muyuz ? Ve daha bir sürü soru. Peki biz okurken bunların ne kadarını düşünüyoruz? Ben bu kadar ince düşünmezdim.Önce bu sorulara cevap niteliğinde yazarın notlarıyla karşılaştım; ve şimdi yazarken tekrar sorular ve cevaplarını düşünme fırsatım oldu. İşte bu şekilde beni sorular alemine iten Umberto Eco’nun neden usta olarak anıldığını şimdi anladım. Kitapta ele alınan en ince detaylar Eco’nun ne denli titizlikle çalıştığını gösteriyor.
“Gülün Adı” çevirisiyle olsun, yazarın ,yazma sürecine ilişkin notları olsun baştan sona kalite kokuyor diyebilirim. Kitabın ismini verirken bile ince ince düşünen bir yazar Eco.Kitabın anlaşılır olmadığını düşündüğü için yeniden derlemiş kitabını. Bu düşünce beni çok etkiledi daha serüvene başlamadan.
Ortaçağ’ın o karanlık atmosferinden çıkagelmiş karakterleri, Latince olan ağır dili ile uzun bir serüvenden geliyorum. Bir manastırda peş peşe meydana gelen cinayetler çevresinde dönüyor olay örgüsü. Rahipler, dinler arası ideolojiler, polisiye, gerilim... Bu gerilimin getirdiği sırlar ve bu sırların zincirleme cinayetlerdeki rolleri... Hepsi edebiyatın hakkını vererek kaleme alınmış bir kitapta.
Eylülün başında başladım tuğla kalınlığındaki kitaba. Niyetim yola çıkmadan bitirmekti. Öyle de oldu. Hatta baya sindire sindire okudum ki ayın sonuna bile yaklaşıyoruz. Kalınlığından korkmayın efendim. Ben kadar yavaş okumuyorsanız daha çabuk biter bu başyapıt🤭 Böyle değerli eseri okuyalım, okutalım🤗 Kitaplar yoldaşınız olsun