Kısa bir süre sonra insanı kendine çeken, sıkı sıkı saran ama ayni zamanda insanı soyan, o erkeğe özgü baştan çikaran bakışını, yanından geçen her kadina, alveriş yaptiğında tezgahtar kizlara, sana kapiyi açan oda hizmetçilerine bile yönelttiğini, bu bakişinin arzu ve meyil ifade etmediğini,kadinlara olan şefkatin bakışlarını istemeden yumuşattiğini öğrenecektim.
Elimde olmadan sana kapıyı açmak için uzandim ve önüne çiktim, neredeyse çarpisiyorduk.Sanki beni kucaklamak istiyormuş gibi sıcacık ve yumuşacık bir bakiş attin bana, evet, başka şekilde ifade etmem imkansız, nazikçe gulumsedin ve sanki mahrem birşey söyleyecekmiş gibi son derece kısık sesle "Teşekkür ederim, genç bayan dedin."
Hep bu kadandi sevgilim, ama senin o sicacik ve yumuşacik bakışın hissettiğim anda abayı yakmiştım.
Herkesten farklı şekilde ben, ikili bir hayat sürdüğünü daha en başta, bilinçaltımda anlamıştım; bir yandan yüzünü büsbütün dünyaya gösteren aydınlık bir hayat, diğer yandan sadece senin bildiğin kapkaranlık bir hayat.