Endişe insanın beyninde doğar, kalbinde değil. Çoğu insan endişenin zayıf bir duygu olduğunu, insanı zayıf düşüren bir duygu olduğunu savunur. Ve insanı zayıf düşüren her duygu gibi endişenin de kalpte doğduğuna inanılır. Ama endişe insanın beynindedir. İnsan bir şeylerden şüphelenmeye başlayınca, aklında bazı ihtimaller doğdukça endişelenir.
Dikkat en önemli refleksidir insanın. Dikkat bir reflekstir, evet. Dikkat anlıktır, dikkat tepkidir. İnsan planlayarak dikkat etmez hiçbir şeye. Unutmamak insanın elindedir, ama dikkatli olmak, işte o insanın ulaşması güç bir refleksidir. Bir kere ulaştı mı zorunlu ve uzun süreli refleksi olur, anlık olmaktan çıkar. İnsan bir kere dikkati yakaladı mı ondan sonra hayatının her anını ayrıntılara dikkat etmeye mahkum olarak geçirir.
Özledim Seni
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile
Benimle olduğunu bilmenin
Bunca zamandır içimi ısıttığını
Yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
Mütemediyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
Akşamları her işi bir kenara koyup
Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;
Oynaşmalarımızı,
Yürüyüşlerimizi,
Sevimli haşarılığını,
Çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı
Beni savunurken;
Ve ne kadar yumuşak
Bir çift kısık gözle kendini
Ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
Buna mecbur olduğunu görmek
Ve sana bunları söylemeden
''Git artık'' demek
''Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa''