Birine anlatsam inandıramayacağım kadar tuhaf bir şeyin içinde kalakalmıştım. Bir sürü akrabayla tanışıyor, bir sürü el öpüyor, çocuk başı, bebek yanağı okşuyor, maşallahlar, aleykumselamlar arasında insandan insana götürülüp gösteriliyordum. Damat ve geline karşı oynattılar bile beni. Bir sürü akrabayla dakikalarca döndüm durdum pistte. Hep güldüğümü, gülümsediğimi farkettim sonra. Yalnızlık ailesizlikmiş meğer, yalan da olsa bir ailem olunca nasıl mutlu göründüğümü hissettim.
Sana anlatmadık bunları. Sen babamı orada burada arsa koşturuyor , falanca yerde toplantı bilmem kim beylere mal almaya gitti, daha dün buradaydı ama yine çağırdılar, sanıyordun. Öyle yazıyorduk mektuplarda. Kısacık telefonlarda öyle diyorduk. Duysan, bilsen kalkar gelirdin. Bir umudumuz sendin. Okuluna sarıl, aklını derslerine ver istiyorduk. Benden lise bile ummuyorlardı. "Oğlan çocuğu gibi bu," diyordu dedem, "Evde kalmasa bari." Sana inanıyorlardı ama. İnanıyorduk, tek kelime etmiyorduk sana.