Yazarın bugüne kadar düşük tempolu hiçbir kitabına rastlamadım, bu kitap da aynı şekilde oldu. Ancak okurları uyarıyorum. Alışılagelmişin biraz dışında hafif ütopiklik ve gerçeğin neredeyse dışında denebilecek çok ince bir çizgide geçen yerler var. Ben, gnostik tarikatlar, tapınak şövalyeleri, dünyanın yönetildiğine inanılan üst güçler, binlerce yıl öncesindeki dini semboller, inanışlar vs... sevdiğim ve meraklı olduğum için çok sevdim, bunlar ile ilgisi olmayanlara kitap çerez tadında gelecektir. Gelelim konuya..
İslamiyetten çok önceleri... Bir haham ve bir rahip Orta Amerika'daki ücra bir adada kutsal metinlerin gizemini araştırmaya koyulurlar. Bu, öyle bir şeydir ki dünyadaki inanılan her şeyin değişmesine sebep olabilecek derecededir. Günümüz ise 1600lü yılların Osmanlı'sında geçer. İmam Ayetullah ve genç yardımcısı Murathan cinayetlerin gerçekleştiği korkunç rüyalar görmektedir. Kısa bir süre sonra rüyalarının habercisi gibi karanlık bir kuyunun içinde bir rahibin cesedi bulunur ve bütün köy halkı paniğe kapılır. Bunların ardından cinayet olup olmadığı belirsiz ölümler de gerçekleşmeye başlar. İmam Ayetullah rüyalarında tek bir ismi net bir şekilde duyar: "Baphomet" Bu isim onu kadim dünyanın yaradılışındaki kutsal sırlara kadar götürür. Yüzyıllar öncesine ait yetişkin kafatasları oldukça küçültülmüş boyutlarda bulununca ise neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğu birbirine girmeye başlar. Diğer yandan köylüler ise ardı arkası gelmeyen ölümlerden imamı sorumlu tutar. Ayetullah hem kendisinin hem de inanmış olduğu bütün değerlerin yok olmaması için görünmeyen düşmanına karşı kazanmak zorundadır.
Roman Karadeniz Bölgesi'nde geçiyor. Öncelikle yazarı bölge halkının konuşmasından, davranışlarına, örf ve adetlerine kadar okuru resmen bölgenin içinde yaşadığını hissettirdiği için teşekkür etmek gerekir. Bu konuda ya orada yaşadığı ya da araştırma yaptığı belli. Kitabın konusunda ise Sıhhiye İhsan adlı ana karakterimiz bir kadın tarafından yardım amaçlı köye çağrılır. Sebep ise kadının yaşadığı köyde caminin imamı bir cinayete kurban gitmiştir ve cinayet aleti oğlunun evinden çıktığı için oğlu baş şüpheli haline gelerek yargılanacaktır. İhsan vakit kaybetmeden köye gider ve ve köyün muhtarından, eski tanıdıklarına kadar herkesle imamın ölümü hakkında konuşur. Tabii kısa bir süre sonra köylünün dikkatini çeken bu durumda İhsan için katili bulmak daha zor hale gelecektir. Dil son derece akıcı, gereksiz hiçbir detay yok, ağır tasvirler yok. Sadece ben başlardaki bir ipucu/detaya çok fazla takıldım ve onun en sona kadar açıklanmamasından ötürü katilden şüphelenerek doğru kişiyi baştan tahmin etmiş oldum.