Bir tarafta kendi halinde ortalama bir hayatı olan Michael, diğer tarafta dünyanın sayılı zenginlerinden olan Ellie. İkili karşılaştıkları yerde birbirlerine tutkuyla aşık olurlar ancak ortada bir engel vardır. Ellie o kadar varlıklı biridir ki, aile üyelerinden yakın tanıdıklarına kadar herkes bu evliliğe karşı çıkmaktadır. İkili bunlara kulak asmaz ve evlenirler ve hayallerindeki gibi bir ev inşa etmek isterler. Ne var ki bulundukları yerde kadim bir çingene laneti vardır. Belirli periyotlarla birileri de ikiliyi bu konuda taciz etmektedir. Olayların boyutları giderek şiddetlenir ve en sonunda bir ölüm gerçekleşir. Bu noktadan sonra soruşturma başlatılır ve karakterlerin geçmişine inilir. Tesadüflerin, hırsların, aç gözlülüğün oldukça farklı bir boyutta ve bakış açısıyla sunularak okurlara güzel bir şekilde servis edilmiş. Agatha Christie'nin diğer kitaplarına göre biraz daha dramatik ve aşk üzerine odaklanmış ancak bunların temelinde o kadar kuvvetli bir gizem yatıyor ki her şeyin nasıl ustaca planlanmış olduğunu görüyorsunuz.
Tess Gerritsen'ın ilk okuduğum casusluk romanı. Emin olmamakla birlikte yazarın da bu konu üzerine yazdığı ilk roman. Maggie bir sahil kasabasında emeklilik günlerini yaşamaktadır, ta ki bir gün kapısının önüne bir ceset bırakılana kadar. Maggie'nin kapısının önüne bırakılan ceset, Maggie'ye mesaj vermektedir. Aynı kasabada yaşayan 3 casus arkadaşıyla birlikte olayı irdelemeye başlarlar. Londra, İstanbul, Bangkok derken düğümün esas yeri olan Malta'da yıllar önce "Cyrano" Operasyonu gerçekleşmiştir ve ekibin bu operasyona dair su altında tuttuğu anıları vardır. Birisi operasyonun izlerini halen taşımaktadır ve "Cyrano" 'ya karışan kişileri tek tek ortadan kaldırmak istemektedir. İntikam temasının öne çıktığı roman fena olmamak ile birlikte bence polisiye-gerilim romanlarına göre zayıf kalmış ancak bir casusluk romanı için iyi. Yine de yazarın kasvetli gerilim, morg sahneleri ve adli tıpla dolu, kişiselleşmiş seri katil temalı olan romanlarını aratıyor.
İnatçı olmanın bir zamanı vardır ama dizginleri bırakıp, ne kadar zor olsa da, daha büyük bir amaca bakmanın da zamanı vardır. “Yıkımın önünde gurur gider; düşüşün önünde kibirli bir ruh.”