Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
Yalnızlığı tercih edenlere Yalnızlık benim için bir eksiklik değil, bir tercih. Kendimle kurduğum dengeyi, huzuru ve saygıyı korumak kolay olmadı. Bu yüzden artık biliyorum: İçimde kurduğum bu düzen, rastgele gelen hiçbir şeyden daha değersiz değil. Ben, kendi varlığını küçültmeyen bir duruşun sahibiyim. Ve bu duruş, eksik hissettiğim için değil… Kendime verdiğim değeri bildiğim için böyle. Duruşum ve düşüncelerim daha azına razı olacak kadar kıymetsiz değil. Eğer bir gün bu durum değişecekse, duruşumu ve düşüncelerimi şu an olduğundan daha olgun, daha güzel seviyeye çıkaracak bir insan için olacaktır. ✍️ Murat
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Derdi paylaşacak bir "can" olmayınca, aldığın her nefes göğsünde düğümlenir; seni sükutundan tanıyanı bulmadıkça, kurduğun her cümle bir gürültüden ibarettir. ✍️ Murat
1000Kitap
TENHA MÜREKKEP Gönlümün kıyısında hüzne gebe bir şafak Heybemde bin yıllık yük, yollar benden kaçıyor Serçe bakışlı bir tenhalığa sığınarak Ruhum, kendi gurbetinde sessizce kan ağlıyor. Duygu pazarında bir garip iktisat bu, inan Her kelâmım, kıymet bilmezin elinde ziyan Bir yıldız sönüyor içimde, şehirden kaçan Işıklar içinde karanlığı içmektir bu. Sen ey, halden anlayan o meçhul yolcu! Gelmedin; bulduğum her çeşme içimi kuruttu Sırtımdaki hançer değil, sahte bir avunçtu Anladım; yanlış eşikte beklemek, ölmekmiş bu. Kum saati sızıyor ruhumun çatlağından Verdikçe eksiliyorum, bir gölge tutamağından Bir gemiyim ki, vazgeçtim liman toprağından Yükünü denize dökenin hürriyetidir bu. Zıtlıklar ülkesinde bir yangın ki bu, sessiz Kalabalıklar içinde kaldım kimsesiz, nefessiz Zenginlik sanılan o mülk aslında hiçtir sensiz Kendi tenhasında sultan olanın halidir bu. Gözlerin, o mukaddes mabedin tek anahtarı Dindir artık bu halsiz, bu yorgun intizarı Çünkü halden anlamayanın her bir baharı Zemheri ayazında üşüyen bir düştür bu. ✍️ Murat
1000Kitap
Aslında her şey, içimde hiç bitmeyen bir taşınma telaşı gibi. Ama ne giden var ne de gelen. Hüzün, sabahları üzerime giydiğim o eski, ağır palto. Omuzlarımı aşağı çekiyor, düğmeleri hep yanlış iliklenmiş gibi bir huzursuzluk veriyor ama çıkarmaya da kıyamıyorum; sanki beni rüzgardan koruyan tek şey oymuş gibi. Yalnızlığım ise, kalabalık bir caddenin ortasında dili unutulmuş antik bir alfabe gibi durmak. Herkesin gözü üzerimde, evet, ama kimse ne anlatmak istediğimi çözemiyor. Bakıyorlar, geçiyorlar. Ben orada, kendi sessizliğimin içinde tozlu bir kütüphane rafında sırasını bekleyen o kalın kitap gibi kalıyorum. Kapaklarım biraz yıpranmış, sayfalarım sararmış... Birisi elimi tutsa, aslında en çok o "anlaşılmamanın" verdiği o soğuk demir tadını anlatacağım onlara. Bazı akşamlar, kendimi boş bir tiyatro sahnesinde tek başına repliklerini unutan o oyuncu gibi hissediyorum. Işıklar açık, perde inmemiş ama karşımda beni alkışlayacak ya da yuhalayacak tek bir ruh bile yok. Anlaşılmamak; sesimin kendi göğüs kafesime çarpıp yine bana dönmesi, yani kendi yankıma hapsolmak gibi bir şey. Kendi hikayemin içinde, yolu hiçbir haritada görünmeyen isimsiz bir kasabayım artık. Kimse oraya uğramıyor, kimse oradan geçmiyor. Sadece ben, sokak lambalarının altında kendi gölgemle el ele tutuşup, hiç gelmeyecek bir baharın hayaliyle ısınıyorum. ✍️ Murat
1000Kitap
Asla kendiyle aynı fikirde olmayanların diyarı
1000Kitap