Murat CEYLAN

Selef uleması ne güzel der: "Sadece sevdiği için Allah'a ibadet eden kişi zındıktır. Sadece umduğu şey için ibadet eden mürcîdir. Sadece korktuğundan ibadet eden Harûrîdir. Sevdiği için, korkarak ve umut içinde ibadet eden kişi ise tevhid ehli bir mümindir."
Sayfa 65·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir şeyin tadını almak için, önce o şeyi sevmek gerekir. Bir kimse bir şeyi sever, arzularsa, muradına erdiğinde haz alır, lezzet bulur. Bu hazla mutluluğa ermek, arzu edilen şeylere nail olduktan sonra meydana gelir. Bazı filozof ve tıpçılar "Haz, arzu edileni elde etmektir." der. Ancak bu doğru değildir. İdrak, yani elde etme, sevgiyle haz almanın arasındadır. İnsan, -mesela- önce bir yemeyi cana çeker. Canının çektiği bu yemeyi yedikten sonra lezzet alır, haz alır. Yine haz alma, arzu edilen bir şeye baktıktan sonra gerçekleşir. Yoksa bizâtihi bakmak ya da bakılan şeye ermek, haz almanın kendisi değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Orada canların istediği, gözlerinin haz alacağı her şey vardır." (Zuhruf, 71) İnsanın duyduğu tüm acılar ve tatlar böyledir; istenilen ya da istenilmeyen bir şeyi hissetmekle hâsil olur. Yoksa bizzat hissetmek, mutlu olmanın ya da mutsuzluğun kendisi değildir. Durum bu olunca şöyle diyebiliriz: İçinde mutluluk ve lezzet barındıran imanın tatlılığı; kulun, Rabbine karşı duyduğu kusursuz bir sevgiden sonra gelir.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Şirk ehline dair
Yüce Allah için samimi olmayan, tüm sevgisini O'na adamayan kişi daima arayış içerisindedir. Ufak bir esintide eğilen dal gibi, hayat boyu önüne çıkan şeylere yönünü kaybeder; nefsinin arzu ettiği şeye tutunmaya çalışır. Bazen bakılması haram olan resimler bile gözüne çok hoş görünür. Böylece nefsinin kulu olur. Ona bazen de tanınmak, şöhret ve makam sahibi olmak çok hoş gelir. Bu arzu ve hırsla duyacağı bir tek kelime onu öfkelendirebilirken, söylenen tek bir kelimeden bile çok memnun kalabilir. Bazen de insana çok çekici gelen mala mülke de köle olur. Böylece süflî arzularının esiri olur, adeta onlara tapar; Allah Teâlâ'nın nurundan uzaklaştıkça uzaklaşır. Gerçek manada ibadet etmeyen, ortağı olmayan ve Allah'a ihlasla yönelmeyen, yani Allah Azze ve Celle'yi her şeyden daha çok sevmeyen kişi, yaratılmışların esiri olur,gönlüne şeytanlar hükmeder, nefsine uyanlardan olur ve şeytanları dost edinir. Sonra da boğazına kadar çirkefe, kötülüklere batar. Bu, kaçınılmaz bir sondur. Zira insan, yönünü hayra çevirip Yüce Allah'a yönelmezse, şirke düşer.Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “(Rasûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah'ın insanları hangi fitrat üzere yaratmışsa ona çevir. Allah'ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat çoğu insan bilmez.” (Rum, 30)
Sayfa 53·Kitabı okudu
Alıntı
Avcılar canımın içi avcılar Siz kuşları vurmazsınız değil mi İşiniz vurur gibi davranmak Ölüme yaklaştırarak yaşamayı gerektirmek Kurtulmanın sevincini eğerek aşağıya El etmek alkış tutmak uçuşlarına
Sayfa 111·Kitabı okudu
Alıntı
Sessiz Müzik
Sen kış güneşi misin Yakarsın ısıtmazsın Bir ırmağın ortası yoksa Seni mi hatırlayacağım Bu dünyada olup bitenlerin Olup bitmemiş olması için Ne yapıyorsun Sizin evin duvarları taştan Dumanı da mı taştan Seni kız arkadaşlarından Sevinç gözyaşları içinde Öpen olmayacak mı Ezberlediğin şiir Beklediğin adam
Sayfa 64·Kitabı okudu