Ne zaman ki insan, meta fetişizmini iyice kavrar, toplumsal güçlerde kendi faaliyetini ve kendi gücünü yeniden bulur ve ne zaman ki, "yabancılaşmış bilinci"ni, "yabancılaşmanın bilinci"ne dönüştürmeyi başarır, işte o zaman kurtulabilir ve kendini toplumsal özne olarak yeniden tanıyabilir.
İnsanlar, öteki dünyadaki kurtuluşa inanarak, bu dünyadakinin yerini tutacak bir yedek kurtuluşa inanarak bu dünyanın kötülüklerine daha kolay katlanmaya hazırlanmaktadır.
Hepimiz zamanında okula gittik ya da hala gidiyoruz. Hepimiz orada, aynı aptallaştırmanın, köleleştirmenin ve korku üretmenin mekanizmalarına terk edildik. Kapitalist toplumun okulundan geçen kimse, çoğu durumda belli bir kalıba girmiştir. Bundan dolayı okul, her devrimci strateji içinde önemli bir aydınlatma ve ajitasyon alanı olmak zorundadır.
Çocuklar, dünyanın başlangıcı, kendilerinin bu dünyadaki yeri gibi felsefi sorunlara son derece yakın ilgi duyarlar. Burada da, yetişkinler, sevgili Tanrı ve onun meleklerini anlatan dini masallarıyla çocuğun öğrenme ihtiyacını kolaylıkla boğarlar. Ya da, onu irrasyonel yollara saptırırlar; böyle bir yolda, söz konusu sorunun cevabı, bilgide ya da üzerinde düşünmede değil, sadece inanmada vardır.