İnsan, dilediği şeylere kavuşarak değil, uğruna savaştığı şeylerle var olur. Dilekler rüzgârda savrulan yapraklar gibidir; güzel ama güçsüz, hafif ama yönsüz. Oysa savaş, insanın kendi iradesiyle şekillendirdiği bir kaderdir. Nice hayal, sessiz dualarda kaybolup gider; nice umut, hareketsiz bir bekleyişte solup yok olur. Ama savaşanlar... Onlar, kaderlerini kendi elleriyle yazar. Arzulamak yetmez, istemek yetmez; çünkü hayat, yalnızca çabalayana, ter dökene, düşüp kalkana hakkını teslim eder.