Gürültünün hakikat sanıldığı, gücün ahlakı ezdiği bir çağda, kötülüğe alışmamak için gösterilen o inatçı direnç, insanın kendine duyduğu saygının kalesidir. Etrafını saran o bulanık suya karışmamak için akıntıya karşı durmak, yorgunluk değil, karakterin omurgasıdır. Çünkü insan, maruz kaldığı çirkinliğe benzemediği sürece kazanır. Kalbini, zamanın paslı dişlileri arasında ezilmekten koruyan kişi, aslında o dişlilerin dönmesini sağlayan petrolü-yani rızasını-sistemden çekmiş demektir.