Zamanın pas tutmuş sarkaçlarında asılı kalan o kadim sükût; ruhun en kuytu dehlizlerinde yankılanan, lakin dile gelmeye cesaret edememiş bir vaveyladır. İnsan, kendi gürültüsünde kaybolup, ancak o derin sessizliğin hüzne çalan kıyısına vurduğunda kendini bulur.
İnsan, dilediği şeylere kavuşarak değil, uğruna savaştığı şeylerle var olur. Dilekler rüzgârda savrulan yapraklar gibidir; güzel ama güçsüz, hafif ama yönsüz. Oysa savaş, insanın kendi iradesiyle şekillendirdiği bir kaderdir. Nice hayal, sessiz dualarda kaybolup gider; nice umut, hareketsiz bir bekleyişte solup yok olur. Ama savaşanlar... Onlar, kaderlerini kendi elleriyle yazar. Arzulamak yetmez, istemek yetmez; çünkü hayat, yalnızca çabalayana, ter dökene, düşüp kalkana hakkını teslim eder.
Belirsizlik olan hiçbir yerde kök salmayın. Ruhun huzur bulmadığı, kalbin cevapsız sorularla dolup taştığı yerlerde durmak, kendi ışığınızı yavaş yavaş söndürmektir. Unutmayın ki sevgi netlik ister. Sevgi; ne ima ister ne yarım söz. Gerçekten sevenin dili susmaz, yüreği geri durmaz. Gelmek isteyen gelir, çünkü varmak istediği yer bellidir. Anlamak isteyen çaba harcar, çünkü anlamak sevmektir. Ve yanınızda olmak isteyen, şartlar ne olursa olsun, mutlaka bir yolunu bulur. Gecenin karanlığında bile size ulaşacak bir ışık yaratır. O yüzden kimseyi ikna etmeye çalışmayın, kimsenin kalmak istemediği yerde yer açmayın. Hayat; yarım kalplerin, eksik sevgilerin, mecburiyet gibi görünen ilişkilerin yükünü taşımak için fazla kıymetli. Siz sadece duranı değil, sizinle aynı yöne yürümeye niyeti olanı seçin. Çünkü gerçekten isteyen, hiçbir bahaneye sığınmaz; gelir, anlar ve kalır.
Bazen bir şeylerin yoluna girmesi için her şeyin raydan çıkması gerekir; çünkü hayat, en güzel düzeni kaosun gölgesinde inşa eder. Yıkılan hayaller, dağılan planlar ve parçalanan umutlar, aslında yeni bir başlangıcın sessiz habercileridir. Tıpkı bir fırtınanın toprağı sarsıp yeni filizlere yol açması gibi, karmaşa da ruhun derinliklerinde saklı potansiyeli ortaya çıkarır. Her şeyin altüst olduğu o anlarda, gökyüzü bile daha berrak görünür; çünkü yıkım, yeniden doğuşun hamurudur ve en parlak yıldızlar, en karanlık gecelerde parlar.