“İnsan, önce zihnini inşa eder; sonra da o zihin, onun hayatını…”
Kişisel gelişim denildiğinde akla gelen ilk eserlerden biri olan Bilinçaltının Gücü, yıllar geçmesine rağmen hâlâ okunmaya devam ediyor. Bunun en önemli sebebi, yalnızca “olumlu düşün” demekle yetinmeyip, düşüncelerimizin yaşamımız üzerindeki etkisini merkeze alan bir bakış açısı sunması. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en önemli soru ise şu oldu: Gerçekten hayatımızı değiştiren olaylar mı, yoksa o olaylara yüklediğimiz anlamlar mı?
Joseph Murphy, insan zihnini iki katmanlı bir yapı olarak ele alıyor: bilinç ve bilinçaltı. Bilinç; karar veren, sorgulayan ve analiz eden tarafımızken, bilinçaltı ise sürekli tekrar edilen düşünceleri sorgulamadan kabul eden ve davranışlarımıza yön veren görünmez bir mekanizma olarak anlatılıyor. Yazarın en temel iddiası, hayatımızın büyük bölümünü aslında farkında olmadan bilinçaltımıza yerleştirdiğimiz inançların şekillendirdiğidir.
Kitabın en dikkat çekici yönü, bilinçaltını bir “dilek kutusu” gibi değil, alışkanlıklarımızın ve düşünce kalıplarımızın deposu olarak ele almasıdır. Çocukluktan itibaren duyduğumuz sözler, yaşadığımız deneyimler, korkularımız ve kendimiz hakkında kurduğumuz cümleler zamanla karakterimizin bir parçası hâline gelir. Murphy, bu kalıpların değiştirilebileceğini ve bunun da tekrar, olumlama ve zihinsel canlandırma yoluyla mümkün olduğunu savunuyor.
Okurken sık sık psikolojiyle felsefenin iç içe geçtiğini hissettim. Kitapta verilen örneklerin büyük kısmı umut verici olsa da zaman zaman fazlasıyla iddialı bir noktaya ulaşıyor. Özellikle her sorunun yalnızca bilinçaltını yeniden programlayarak çözülebileceği düşüncesi, günümüz psikolojisinin ortaya koyduğu bilimsel verilerle tam olarak örtüşmüyor. İnsan hayatını yalnızca düşünceler değil; çevre,
Kitap, günümüz popüler kültüründe sıkça karşımıza çıkan "çekim yasası" ve "olumlama" gibi kavramların aslında temelde nereye dayandığını çok net bir şekilde özetliyor.
Joseph Murphy, zihnimizin iki katmandan oluştuğunu söylüyor: Bilinç ve Bilinçaltı.
Yazar temelde şunu savunuyor: Bilinçaltı bir toprak gibidir; oraya ne ekerseniz (korku, zenginlik, hastalık veya başarı) onu biçersiniz.
Kitap boyunca sağlık, ilişkiler ve kariyer gibi farklı alanlarda bilinçaltımızı nasıl yeniden programlayabileceğimizi bolca örnekle anlatıyor. Okurken en çok fark ettiğim şey, hayatımızdaki tıkanıklıkların aslında dış etkenlerden değil, kendi içsel inançlarımızdan kaynaklandığı oldu. Zihnimizi doğru yönlendirdiğimizde nelerin değişebileceğini görmek gerçekten ufuk açıcı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vizyon ve bakış açınıza ciddi anlamda olumlu etkileri olabilecek bir eser. Ba yıl dım. Çok faydasını görüyorum ruh halimde, iyi hissettiriyor. Tekrar tekrar göz atmalık.
Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü (The Power of Your Subconscious Mind) adlı bu dünyaca ünlü kişisel gelişim ve rehber kitabında, insan zihninin gizli ve muazzam gücünü, düşünce yapısını değiştirerek hayatın her alanında nasıl köklü ve olumlu dönüşümler yaratılabileceğini konu alır. Yazar; bilinç ile bilinçaltı arasındaki işleyiş bağını ve inançların, telkinlerin, imgeleme (görselleştirme) tekniklerinin insan yaşamı üzerindeki doğrudan etkilerini anlatırken; zihinsel odaklanma sayesinde sağlığa kavuşmayı, maddi ve manevi başarıyı yakalamayı, ikili ilişkileri güçlendirmeyi ve korkulardan arınmayı, bilimsel, psikolojik ve manevi yaklaşımları harmanlayan, pratik uygulamalar sunan, samimi, motive edici ve yol gösterici bir dille işler.
Bu kitabın dark romance olduğuna emin miyiz? Çünkü bu tarz kitaplarda böyle greenflag erkeklere rastladığımı hatırlamıyorum. İtiraf etmeliyim ki bu seriye aşık oldum resmen. İlk kitabını da çok sevmiştim, ama bu kitaba ise bayıldım. Serinin şuan iki kitabı türkce çevrilip ama şimdiden en sevdiğim kitabı oldu. Diğer kitaplarını merakla bekliyorum.
Ana karakterler: Kiara Murphy 24 yaş, Liam Byrne 39 yaş.
Konusu
Kiara'nın babası irlanda m@fyası için çalışanlardan biri, ama Kiara bunu bilmiyor ve aynı zamanda da babası çok hasta olduğu için onu tedavi ettirmek amacıyla bir şirkette işe baş vuruyor ve kabul ediliyor. Fakat bu şirketin CEO'su Liam Byrne'dir. Bura kadar sıkıntı yok. Peki sıkıntı nerde? Şimdi geliyorrr.... Finn Byrne Liam'ın üvey kardeşi, aynı zamanda sapık, takıntılı manyak, ş*refsiz biri. Maalesef, şirkette çalışıyor ve Kiara'ya takıntılı olduğu için onu annesini öldürmekle tehdid ediyor ve birgün çok geç olmadan Liam Kiara'yı kurtarıyor. İşte olaylar böyle başlıyor.
Bu kitapta en çok erkek karakterin kıza davranışlarını seviceksiniz. Sevdiği kadını koruyan, onun yaralarını saran, onu iyileştiren, canından çok seven bir karakteri okuyacaksınız ve bayılacaksınız.
İncelemem bu kadar. Serinin diğer kitaplarında görüşmek üzere. Hoşçakalın.
konusu ilgi çekici gelmişti fakat yanılttı. başta bilimsel şekilde ele alınacağını düşünüyorsunuz ama maalesef öyle değil yazarın arkadaşı ile sohbet eder gibi şunun başına bu geldi bunun başına bu geldi tarzında bi kitap. hadi onları geçtim merak uyandırıcı değil, bi heyecanı yok anlatım dili sıkıcı ve süregelen tekrarlardan oluşuyor. benim düşüncem zaman kaybı, kitabın özeti ne düşünürsen ona dönüşürsün.