Mustafa Ateş

Gölgenin ışığa bağımlı olması gibi mutsuzluğa bağımlı olmayan mutluluk, birdenbire önüne dikilen kayıtsızlık haliyle yüz yüze gelir. Bu durum öylesine gerçektir ki, acı, romanlarda sonsuz çeşitlilikte tarif edilmeye çalışılırken tatminden hemen hemen hiç söz edilmez. Son olarak; mutluluğun erdemi, pek az yaşanmasındadır.
Sayfa 116 - Ayrıntı·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Reklam
Nasıl aşkın ölçüsü dehşet duygusuysa, Kötülüğe susamışlık da İyiliğin ölçüsüdür.
Sayfa 116 - Ayrıntı·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Onun (Marcel) gibi sadistler kötülüğün sanatını yaparlar; oysa, kalbi tamamen kötülükle dolu olan bir yaratık bunu beceremez çünkü kötülük onun dışında değildir, doğaldır; hatta kötülüğü ondan ayırt etmek neredeyse olanaksızdır. O, erdem, ölüye saygı, evlat sevgisi gibi şeylere inanmadığı işin bunları küçük düşürdüğünde günah işlemenin zevkini yaşayamayacaktır. (Marcel) gibi sadistler tamamen duygusal insanlardır; öylesine doğal bir erdemlilikleri vardır ki, cinsel haz bile onlara kötü bir şey, kötü kalpli insanların bir ayrıcalığı gibi gelir. Bir an için olsun buna kapılma lütfunu kendilerine bahşettiklerinde hem kendilerini hem suç ortaklarını kötü yürekli insanların kılığına sokmaya çalışır, kendi titiz ve şefkatli ruhlarından kaçıp hazzın insanlık dışı dünyasına dahil oldukları yanılsamasına sığınırlar.
Sayfa 115 - Ayrıntı·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Olaylar, inançlarımızın yaşadığı dünyaya girmezler; onları yaratmadıkları gibi onları ortadan kaldırmazlar da…
Sayfa 115 - Ayrıntı·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Cassandra’nın laneti
Yet, mad with zeal, and blinded with our fate, We haul along the horse in solemn state; Then place the dire portent within the tow’r. Cassandra cried, and curs’d th’ unhappy hour; Foretold our fate; but, by the god’s decree, All heard, and none believ’d the prophecy.
Sayfa 43 - Collins Classics·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam