Seni êle sevirem ki êle sevirem ki êle işte
Yoğsam sen benim gara gözlü melegim misen
Canım misen cigerim misen aceb nesen bilmirem
İşte êle Mecnun gibiyem içim yanir için ataş gibi
Sankim vuriler beni parça parça ediler üregimi
Sankim ben ben değilem depreşir durir zavallı galbim
Hani ben sana şırıl şırıl bir yağmur yagirdi ya o gece
Hani yapşay olmuş idik Allah'ın rahmadınan barabar
Yürümüş yürümüş idik de o vakıt dellenmiş gibi idik
Türküler şarkılar tutamirdi bizi ; êle işte
Nurun kalbi üzerinden bir top ışık çıktı
" Işık" kelimesi buna yetmez
Dünya dillerinde bunu tarif edecek kelime yoktur
Işık bütün vücuduna yayıldı
Ardından yine kalp hizasında toplandı
Bir küre oldu
Küre vücuttan koptu tavana yükseldi
Tavanı deldi kaç kat varsa hepsini deldi
Binanın çatısını da delip göğe yükseldi
Açılan delikten Sinan yıldızları gördü
O sıra Nur'un eli elinden kayıp yana düştü
Yüzüne baktı
O güzel gözleri bir daha açılmamak üzere kapandı
Nur , " Nur " olmuştu
mavi bir aleve dönüştürdüm kalbimi bir anda
tutuşturmak istedim beni böyle umarsız
bırakıp gittiğin bu zalim şehri
yakamadım gözlerin dikildi karşıma bir caddenin tam ortasında